Suriye: Devrim mi Bölünme mi?

Suriye: Devrim mi Bölünme mi?

Analiz, Suriye krizini, bölgesel ve uluslararası aktörlerin Suriye perspektiflerini klişelerden uzak kalarak anlatmaya çalışacak, Suriye'deki insani krizden çıkış yolu için mütevazı önerilerde bulunacaktır.

Suriye krizi, başladığı Mart 2011’den beri ülkenin sınırlarını aşan ve çözümü için de sadece Suriyeli aktörlerin çabalarının yeterli olmadığı bir doğaya sahiptir. Başta İran olmak üzere bölgesel aktörlerin Suriye krizine daha ilk günlerde müdahil olması, ardından Körfez ülkelerinin İran’a karşı cepheyi Suriye’ye taşıması ve bölge dışı aktörlerin Suriye krizine ne kendi haline terkedilecek ne de bitmesi için oyun kurucu hamleler yapılacak bir mesele olarak yaklaşması, Suriye krizini içinden çıkılması zor bir duruma sokmuştur. Üç seneyi aşkın bir süredir devam eden çatışmalar ve Suriye dışında Suriye’ye yönelik yürütülen ve artık klişeleşen tartışmalar, Suriye’ye ilişkin algılamaları ve değerlendirmeleri statikleştirmiştir. Suriye’ye yönelik yapılan analizlerin genelinde bir fikri tembellik durumundan söz etmemiz mümkündür. Bu fikri tembellik Suriye krizine, siyasi pozisyonlar veya üç senedir uluslararası kamuoyunda yerleşmiş düşünme kalıpları üzerinden yaklaşılmasına ve Suriye içindeki ve dışındaki aktörlerin pozisyonlarındaki farklılaşmanın gözden kaçırılmasına sebep olmaktadır.

Uluslararası aktörlerin küçük çaplı konjonktürel pozisyon değişiklikleri ve sahadaki değişken mevzi kazanımları bir yana, Suriye’ye ilişkin değişken olmayan ve uluslararası kamuoyu tarafından paylaşılan belki de tek ortak nokta Suriye’de insani bir trajedinin yaşandığıdır. İnsani trajedi devam ederken siyaseten geldiğimiz noktada kalıcı barış dışında tüm ihtimallerin masaya yatırıldığı bir Suriye’den bahsetmekteyiz. Bir takım ön şartlara bağlı olarak halk devriminin geç ve istenilen seyrinin dışında da olsa gerçekleşmesi ve Esed rejiminin düşmesi seçeneği zayıf da olsa geçerliliğini korurken, Baas rejiminin Suriye’nin Şam-sahil hattındaki egemenlik sahasını genişletmeye çalışması ve Suriye’nin kendisi için stratejik olarak gördüğü bir kısmını yönetmek ile iktifa edebileceği izlenimini vermesi, zaten de facto bölünmüşlüklerin yaşandığı Suriye’nin üniter yapısının geleceğini de tartışmaya açmaktadır.

Bu analiz Suriye krizini, bölgesel ve uluslararası aktörlerin Suriye perspektiflerini klişelerden uzak kalarak anlatmaya çalışacak, sahadaki askeri ve siyasi yapılara ilişkin değerlendirmeler yapıp insani krizin faturasını çıkaracak ve krizden çıkış yolu için mütevazı önerilerde bulunacaktır. Analiz, değişik zamanlarda Suriye muhalefetinin askeri ve siyasi figürleriyle yapılan özel mülakatlarla desteklenmiştir ve sürekli değişen Suriye kriz haritasında güncel bilgiler içermektedir.

Etiketler: