Meral Akşener

Sahici Siyaset ve Ucuz Popülizm

Muhalefet partileri ve liderleri tam da bugün yaptıkları gibi, tüm seçim dönemlerinde benzer “ucuz popülizme” başvurdukları için toplumun güvenini kazanamıyorlar. Siyasette sahicilik, inandırıcılık ve güven problemi yaşıyorlar.

Muhalefet partileri, hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimleri için “ucuz popülizm” ya da “Genç Parti tarzı siyaseti” olarak adlandırabileceğimiz bir kampanya yürütüyorlar.

Ancak bu tarz siyasetle, AK Parti’nin iktidar sürecinin sonlandırılabileceğini düşünüyorlar.

Hâlbuki, muhalefet partileri ve liderleri tam da bugün yaptıkları gibi, tüm seçim dönemlerinde benzer “ucuz popülizme” başvurdukları için toplumun güvenini kazanamıyorlar.  Siyasette sahicilik, inandırıcılık ve güven problemi yaşıyorlar.

Muhalefet partileri ve onların liderleri, AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı üzerinden kampanya yürütürken, kendilerine önce bazı basit sorular sormaları gerekiyor.

Mesela şu tip sorularla başlayabilirler:

AK Parti nasıl oluyor da 16 yıldır iktidarını kesintisiz olarak sürdürebiliyor? 3 Kasım 2002’de aldığı yüzde 34 oy oranının altına neden hiç düşmüyor ve aldığı oy oranını sürekli artırıyor ya da koruyor?

Bu sorulara ek olarak daha sahici bir soru ile de yüzleşmesi de gerekiyor muhalefetin. AK Parti kendi dönemindeki 12 seçimi kazanırken, nasıl oluyor da genel seçimlerin tümünde en yakın rakibinden iki kat daha fazla oy alabiliyor?

Muhalefet liderleri, gerçeklikle yüzleşmemek ve geçiştirmek için bu sorulara büyük ihtimal şöyle bir cevap verecektir:

“Bu soruların cevabını biliyoruz. Bu veriler ve olgular geçmiş seçimler için geçerliydi. Artık Türkiye’de yeni bir dönem var. AK Parti karşıtı muhalefet olarak biz toparlandık o dönemler geride kaldı.”

Ama böyle bir cevap baştan yanlış. Bunu kendilerinin seçim kampanyasındaki söylemlerinden biliyoruz.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefetin en önemli stratejisi ilk turda Erdoğan’ın seçilmesini engellemek üzerineydi. Bunu da açık açık söyleyerek ittifak arayışına girdiler. Tek başına Erdoğan karşısında hiçbir partinin şansının olmadığını baştan kabul ederek yola çıktılar.

Gelinen süreçte ise seçimlerin ikinci tura kalması durumunda da şanslarının olmadığını görüyorlar. Dolayısıyla da, parlamento seçimlerinde AK Parti’nin çoğunluğu kaybetmesi için 1990’ların siyaset tarzına benzer “ucuz popülizm” olarak adlandırabileceğimiz bir kampanya yürütüyorlar.

***

Yukarıdaki sorulara farklı cevaplar bulmak mümkün. AK Parti’nin hizmet siyasetini öncelemesi, kendi taban eğilimlerine karşı duyarlılığını yitirmemesi ya da  muhalefet partilerinden çok daha iyi alternatif politika üretmesi gibi cevaplar verilebilir.

Ama tüm bunların ötesinde, AK Parti’nin 12 seçimi kazanmasının en önemli nedeni, Erdoğan’ın siyasette sahiciliği ve inandırıcılığıdır. Toplum merkezli siyaset üretmesidir. Verdiği sözleri yerine getirmesi, yapamayacağı sözleri de vermemesidir. Milletle kurduğu karşılıklı güven inşasıdır.

Bugün de Erdoğan’ın kendi oyunun, AK Parti’nin oyunun üzerinde olması da “Erdoğan tarzı siyaseti” ile doğrudan ilgilidir.

***

Siyasette kalıcı olmak, toplumu ikna etmek uzun dönemli inşa edilen siyasal mirasın bir sonucudur.

Muhalefet partileri ve onların liderleri bugüne kadar, her seçim döneminin konjonktürüne göre, sahicilikten uzak, halka doğruyu söylemeyen ve sadece belirli seçmen bloklarını bir an için memnun etmeye yönelik kampanya yürüttü.

Bu seçimlerde de aynısını sürdürüyorlar. Sadece, AK Parti karşıtı seçmen bloklarına iyi gelecek, onların duymak istediği, onları bir an için rahatlatan popülist söylemlere devam ediyorlar.

Altı doldurulmamış ve karşılığı olmayan vaatleri arka arkaya sıralıyorlar. Siyasi bir ilke ile hareket etmiyorlar. Tutarlılık kaygıları yok.

Böyle olunca da muhalefet liderleri, geniş seçmen kitlelerine karşı bir güven inşa edemiyorlar.

Siyasette kalıcı olmak ve seçim kazanmak uzun dönemli sahici siyaset üretmekle ilgilidir. Konjonktüre göre popülizm yapmakla değil…

[Türkiye, 5 Haziran 2018]

Etiketler: