Mühürlenen oy sandığı

Muhalefetin Sistematik Seçim Güvenliği Tartışmasına Ne Oldu?

Bundan önceki son birkaç seçimde muhalefet partileri, seçim güvenliği üzerinden sıkça manipülasyonlara başvurdular. Seçimlerin sonuçları ile ilgili şüphe oluşturucu söylemleri kampanyalarının odağına yerleştirdiler. Bunu sistematik hâle getirdiler.

Bundan önceki son birkaç seçimde muhalefet partileri, seçim güvenliği üzerinden sıkça manipülasyonlara başvurdular. Seçimlerin sonuçları ile ilgili şüphe oluşturucu söylemleri kampanyalarının odağına yerleştirdiler. Bunu sistematik hâle getirdiler.

Muhalefetin, bundan önceki seçimlerde “seçim güvenliği” tartışmasını öne çıkarmasının birkaç önemli nedeni vardı.

İlki, her defasında girdiği seçimleri kaybetmesinin, kendi tabanında oluşturduğu tepkiye, hayal kırıklığına ve öfkeye karşı verilebilecek en kolay cevaptı.

Kendi tabanından gelen “niye kazanamadınız” sorusuna, “oylar çalındı” dedikten sonra, birkaç hafta “derin bir sessizliğe” bürünmek, “öğrenilmiş çaresizlik”ti.

İkincisi, Türkiye’deki seçim sonuçlarından sürekli hayal kırıklığına uğrayan, Batılı ülkelerin medya ve siyaset dünyasındaki temsilcilerine kullanışlı malzeme üretmek amaçlanmaktaydı.

Böylece, Batı’daki Erdoğan ve AK Parti karşıtları, Türkiye’deki seçimlerin demokratik olmadığı üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimleri sürekli kazanmasını kolayca anlamsızlaştırmaya devam edebilecekler ve “demokratik olmayan sistem” söylemleri için gerekçe bulabileceklerdi.

Üçüncüsü ise, seçim güvenliği üzerinden bir “muhalefet aktivizmi” oluşturarak, bunu seçim kampanyasının bir bileşeni olarak kullanmaktaydılar. Böylece, parti teşkilatlarını yeterince sandık görevlisi olarak mobilize edemeyen muhalefet partileri, bu aktivizm sayesinde diğer örgütlü toplum kesimlerini sandık için seferber edebilmekteydi.

Muhalefet, seçim güvenliğini manipüle edici kampanyasının 24 Haziran seçimleri itibarıyla kendisine zarar verdiğini gördü. Bu bahanenin etkisinin tükendiğinin farkına vardı.

24 Haziran seçimlerinde, Muharrem İnce bütün seçim kampanyası boyunca seçim gecesi 50 bin avukatla YSK önünde olacağını” söylemişti.

Seçimin ardından, “ne oldu sizin 50 bin avukatla YSK önünde tutacağınız nöbete” diyenlere, “adam kazandı” gerek kalmadı cevabını verdi. Seçim sonuçlarında hile olmadığını açıkça basın toplantısı ile anlattı.

Daha önceden, “seçim sonuçlarına hile karıştırıldı” söylemine alışmış bir kısım seçmen, “tehdit edildiği için” Muharrem İnce’nin böyle konuşmak zorunda olduğunu söyledi. Bu gibi açıklamalar artınca İnce, “Bunlar birkaç şizofrenin, hasta insanların… Onları ciddiye alıp yaymak da bir problem ama neyse. Böyle bir şey yok” diyerek seçmenini “şizofren” olarak nitelendirmek zorunda kaldı.

İnce’nin bu değerlendirmesine bazı kesimler sosyal medya üzerinden, “şizofrensek partinizin eseri” diye cevap verdiler. “Bir dahaki seçimlerde sandığınızı kendiniz bekleyin” demeyi de ihmal etmediler…

Sonuç olarak, muhalefet seçim güvenliği tartışmasını olur olmaz kullandığı için 24 Haziran seçimleri itibarıyla tüketti. Bu söylemin kendi tabanında bir bıkkınlık ve motivasyonsuzluk oluşturduğunu gördü.

31 Mart kampanyasında fazla kullanmadı. Ama bu demek değil ki, seçim gecesi kullanmayacak. Her an için seçim gecesinde, güvensizlik bahanesine yine ihtiyaç duyabilirler.

Geçmiş bazı seçimlerde, elektriklerin kesilmesinde olduğu gibi, örgütlü manipülatif girişimler olmuştu. Sonradan bu eylemlerin arkasında FETÖ’cülerin olduğu anlaşıldı.

Bu seçim gecesinde de FETÖ başta olmak üzere, bazı kesimler YSK’nin bilişim sistemine müdahale etmeyi deneyeceklerdir.

Ancak seçimlerde dikkate alınan geçerli belgenin, tüm sandıkların siyasi partili üyeleri tarafından imzalanan ıslak imzalı sonuç tutanakları olduğu unutulmamalıdır.

Geçici müdahale olsa bile, ıslak imzalı sonuç tutanakları, taranıp Yüksek Seçim Kurulu tarafından PDF formatında sisteme yüklenmektedir.

Tüm seçmenler, oy kullandığı sandığın sonuçlarını da sistemden kolaylıkla kontrol edebilecektir.

Türkiye’de demokratik sistemin düzenli işleyen en önemli mekanizmalarından biri, seçimlerin şeffaf ve güvenilir şekilde yapılmasıdır. Bu da aslında herkesin üzerinde ittifak etmesi gereken bir gerçekliktir.

  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş

[Türkiye, 26 Mart 2019]

Etiketler: