Körfez Ülkelerinin Ortadoğu Politikası ve Arap Baharına Bakışları

Körfez Ülkelerinin Ortadoğu Politikası ve Arap Baharına Bakışları

Analizde, Körfez ülkelerinin izlediği Ortadoğu siyasetinin temel parametreleri ve bu parametrelerin bölge yeniden şekillenirken ne yönde etkilendiği üzerinde duruluyor.

Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’dan oluşan Körfez ülkelerinin 2010 yılının sonlarında başlayan ve Ortadoğu’nun tamamını bir şekilde etkisi altına alan Arap isyanlarına verdiği tepki, yeniden şekillenen bölgeyi ve uluslararası siyaseti anlamak adına oldukça önemli. Bu çalışmada öncelikle Körfez ülkelerinin 20. ve 21. yüzyıllarda izlediği Ortadoğu siyasetinin temel parametreleri üzerinde duruluyor, bölge yeniden şekillenirken bu parametrelerin ne yönde etkilendiği tespit edilmeye çalışılıyor.

Körfez ülkelerinin bölge siyasetlerini belirleyen parametrelerin başında ulusal bütünlüklerinin sağlanması, İran’dan algıladıkları güvenlik tehdidi ve mezhepsel tehdit, mevcut siyasal rejimleri devam ettirme kaygısı, geleneksel toplumsal ve siyasal yapının muhafaza edilmesi, bölgedeki modernist ve seküler rejimleri ötekileştirme, enerji piyasasının güvenlik ve istikrarı ve Soğuk Savaş siyaseti bağlamında Batıyla geliştirilen derin stratejik ilişkiler geliyor.

Çalışmanın ikinci bölümünde kendi alt-bölgesinde de halk ayaklanmalarına şahit olan Körfez ülkelerinin Arap isyanlarına yönelik genel tavırları, verdikleri tepkiler ve isyanların iç politikadaki tezahürleri tartışılıyor. Körfez ülkeleri, Arap isyanları karşısında köklü siyasi açılımlar yapmak yerine, özellikle ekonomik bazı reformlar yaparak halkı sakinleştirmek ve mevcut iktidarlarını korumak yönünde bir siyaset izlediler. Buradan hareketle, Arap isyanları başladıktan sonra genel olarak bütün Körfez ülkelerinde siyasi ve sosyal alanın daraldığını söylemek mümkündür.
Bu çalışmada ayrıca bölgeyi yeniden şekillendiren Arap Baharı karşısında Körfez İşbirliği Teşkilatı’na (KİK) üye altı ülkenin sergilediği duruş farklılıkları belirtilerek bunların nedenleri üzerinde de duruluyor. Arap isyanlarının Körfez ülkelerinin dış politikaları üzerindeki etkisi de çalışmanın üçüncü bölümünde tartışılıyor. KİK ülkeleri, iki farklı boyutta isyanlar karşısında homojen bir tavır sergilememiştir: Körfez alt-bölgesinde statükonun korunmasından yana tavır alan Körfez ülkeleri, Körfez dışında çıkarları doğrultusunda bir siyaset izlemiştir. İsyanlar sonrasında bölgede halk lehine şekillenen yeni düzen ve alt-bölgesindeki güvenlik gerekçeleri, Körfez ülkelerini siyasi birlik olmaya ve bölgesel aktörlerle ilişkilerine farklı boyutlar kazandırmaya yöneltmiştir. Bunun bir örneği olarak çalışmanın son bölümünde Arap isyanlarının Türkiye ve KİK üyesi ülkeler arasındaki ilişkiyi nasıl etkilediği nedenleriyle beraber sorgulanıyor.

 

Etiketler: