İdlib’e Yönelik Saldırılar Sürerse Türkiye’nin Yanıtı Askeri Olur

Rusya ve Esed rejiminin Astana mutabakatını hiçe sayarak İdlib'e yönelik düzenlediği son saldırılar bölgede büyük bir krizin kapısını araladı. Göç ve güvenlik krizini engellemek isteyen Türkiye'nin İdlib bölgesine sevk ettiği askeri konvoya, Esed rejim güçlerince saldırı düzenledi. Saldırıda 4 askerimiz şehit oldu, 1'i ağır 9 askerimiz yaralandı. Peki, Türkiye'nin saldırıya yanıtı ne olacak? İdlib'de nasıl bir strateji izlenecek? Uzmanlar, Türkiye'nin bundan sonra İdlib'de askeri olarak daha sert bir tutum sergileyeceği görüşünde.

Esed rejimi güçlerinin Astana mekanizmasının çökmesine neden olan İdlib’e yönelik saldırıları devam ediyor. Bu saldırıları engellemek için Türk Silahlı Kuvvetleri, dünden bu yana bölgeye yoğun askeri tahkimat gerçekleştirdi.

Gece saatlerinde Esed rejimi güçlerinin bölgedeki TSK unsurlarına yoğun topçu atışı neticesinde ise 4 asker şehit oldu9 asker yaralandı.

Peki İdlib’de düğüm nasıl çözülecek? Türkiye’nin bundan sonra atacağı adımlar neler olacak?

Konuyla ilgili yenisafak.com’un sorularını yanıtlayan Hasan Kalyoncu Üniversitesi’nden Dr. Murat Aslan, “Türkiye’nin bu saldırılar durmazsa, daha agresif bir tavır sergileyeceği kanaatindeyim. Nihayetinde İdlib’in rejim kontrolüne girmesi sonuçları itibariyle Türkiye’ye yönetilemez yükler getirecek. Göç, hudud güvenliğimiz burada kritik mesele” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin bugüne kadar politik süreci öne çıkarttığını hatırlatan Aslan, “İdlib’deki askeri unsurlarımız, Astana’da teşkil eden görevleri yerine getirdi. Bu görev Bölgede çatışmasızlık kapsamında statükonun gözlemlenmesiydi. Bugüne kadar TSK unsurları meşru müdafaa hariç hiçbir zaman muharip bir faaliyet yürütmedi” diye konuştu.

 Harita kaynağı: Suriye Gündemi

“ASTANA BİTERSE SİYASİ ÇÖZÜM ORTADA KALMAZ”

Esed rejiminin Astana mutabakatına rağmen saldırgan tutumunun devam ettiğini hatırlatan Aslan, şu ifadelere yer verdi:

“Bu saldırgan tutum önce İdlib’in güneyinde başladı, müteakiben İdlib doğusuna sıçradı ve İdlib’in merkezine kısmına yönelik operasyonlar şiddetlendi. Bu durumda Türkiye’nin Astana süreci çerçevesinde icra ettiği görevin anlamı kalmıyor. Astana sürecin rafa kalkması aynı zamanda siyasi sürecin de ortadan kalkması demek çünkü anayasa komitesinin Soçi mekanizması çerçevesinde toplanması ve Cenevre’ye tahlil edilmesi İdlib’deki statünün korunmasına paralel bir husustur. Esed rejiminin bu saldırgan tutumu bölgede, maalesef tesis edilen statükoyu menfi olarak etkiledi.”

“Gözlem noktaları takviye edildi ve gözlem noktalarındaki unsurların irtibatı güçlendirildi”

Türkiye’nin bugüne kadar attığı ve bugünden sonra atacağı adımlar ne olacak?” sorusuna yanıt veren Aslan, şu yanıtı verdi:

“Türkiye’nin burada bir karar vermesi ve durumu gözden geçirmesi gerekiyordu. Mevcut statüko devam mı edecek yoksa rejimin saldırılarına yönelik daha caydırıcı tedbirler mi alınacak? Türkiye’nin şu ana kadar eylemlerde daha çok kendi askerlerinin güvenliğini sağlayacak askeri tedbirlerin alınması konusunda tercihlerde bulundu. Gözlem noktaları takviye edildi ve gözlem noktalarındaki unsurların irtibatı güçlendirildi. Buradaki ihtiyaçlar hazır tutuldu.

İdlib, Türkiye için mutlaka ama mutlaka Astana süreci kapsamında statüsü korunması gereken bir bölgeyken, şu andan itibaren Türkiye’nin daha agresif bir tavır alması beklenmeli.”

[Yenişafak, 3 Şubat 2020]

Etiketler: