3 Ağustos 2018 | Gazze'deki Büyük Dönüş Yürüyüşü'nün 19. Cumasında Filistinli gençler Türk Bayraklarıyla

3 Ağustos 2018 | Gazze'deki Büyük Dönüş Yürüyüşü'nün 19. Cumasında Filistinli gençler Türk Bayraklarıyla

Filistin ve Türkiye Neden Birbirine Benzer?

Filistin ve Türkiye küresel sistemde kendilerine biçilen rolü sorguluyor ve bundan dolayı şiddetli baskı ve saldırılara maruz kalıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan neden Filistin’le yakından ilgileniyor?

Bunun birçok nedeni var kuşkusuz.

Ancak bu ilginin en önemli nedeni Filistin halkının haksızlıklara karşı direnişinin desteği hak ettiğini düşünmesi olsa gerek.

Bu açıdan Filistin Türkiye’ye çok benziyor.

Erdoğan’ın “dünya beşten büyüktür” diyerek uluslararası sistemin adaletsiz yapısına isyanı, “FETÖ, PKK, DEAŞ, YPG topunuz gelin” diyerek Türkiye’yi hedef alan terör örgütleri ve arkasındaki güçlere meydan okuması ile Filistin’in İsrail ve arkasındaki ABD’ye meydan okuması arasında bir fark yok.

Her iki ülke de küresel sistemde kendilerine biçilen rolü sorguluyor ve bundan dolayı şiddetli baskı ve saldırılara maruz kalıyorlar.

Türkiye, Soğuk Savaş döneminde Batı ittifakına verdiği desteğe rağmen kendisinin ABD ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından, “istedikleri zaman müdahale edebilecekleri bir arka bahçe” olarak görülmesine itiraz etti. Başta Orta Doğu politikası olmak üzere dış politikasını kendi çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye yöneldi.

Batılı müttefiklerinin buna tepkisi ne oldu?

“Eksen kayması” suçlamaları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan karalama kampanyaları, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri.

Bütün bunlar Türkiye’nin dış politikasında bağımsız hareket etme isteği ve kendi halkının çıkarlarını önceleyen bir politikaya yönelmesine Batı’nın verdiği ölçüsüz tepkinin sonucu olarak yaşandı.

Filistinliler de Türkiye gibi bağımsız yaşamak istedikleri için İsrail’in yoğun saldırılarına maruz kalıyorlar.

Üstelik bu saldırılarda İsrail yalnız da değil.

İhtiyaç duyduğu silahları Amerikan ya da Alman yardımı olarak kolayca temin edebiliyor.

Türkiye’ye silah satışına her türlü engeli koyan bu ülkeler İsrail’e silah satışı ya da yardımı konusunda hiçbir sorun çıkarmıyorlar.

PKK/PYD’ye binlerce tır dolusu silah yardımı yapanların, keyfi istediği zaman Gazze’yi bombalayan İsrail’e silah vermesine şaşmamak gerek. Bu yılın başından beri İsrail tarafından şehit edilen Filistinlilerin sayısı 220’yi geçti. Bunların çoğu Gazze sınırında yapılan barışçı “Büyük Dönüş Yürüyüşü”ne katılanlar üzerine İsrailli keskin nişancılar tarafından ateş açılması sonucu hayatını kaybetti.

Peki, Filistinlilerin özgür bir şekilde yaşama isteğine katliamlarla cevap veren İsrail sadece Batılı ülkeler tarafından mı destekleniyor?

Bu soruya “evet” cevabı vermek için Mısır’daki Sisi rejiminin Gazze ablukasına verdiği destekle Filistinlileri savunmasız bıraktığını görmezden gelmemiz gerek. Gazze’yi savunmasız bırakmanın ötesinde, İsrail ablukasının en önemli hedefinin Gazze halkını en temel ihtiyaçlarından mahrum bırakmak suretiyle Hamas yönetimine karşı isyana sevk etmek olduğu hatırlanırsa, bu şekilde Filistin direnişinin en önemli aktörü olan Hamas’ın ortadan kaldırılmasına yönelik İsrail politikasına en güçlü desteği Mısır vermiş oluyor.

Sisi’yi iktidara taşıyan darbenin diyeti bu olsa gerek.

İsrail’in Filistin direnişini kırmaya yönelik politikasına Arap dünyasından başka destek verenler de var.

BAE bunlar arasında en istekli olanı ve göze çarpanı.

Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed’in Netanyahu yönetimiyle birlikte, Mahmud Abbas sonrasında El-Fetih’in başına kimin geçeceği konusunda yoğun iş birliği içerisinde çalıştığı biliniyor. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman da, Filistin konusunda İsrail ile dayanışma içerisinde hareket etme sözü verdiği için Netanyahu-Trump ikilisinin gözdesi konumuna yükseldi.

BAE ve Suudi Arabistan’ın, önceleri Kudüs konusunda Amerikan Başkanı Trump’ın yanlış kararları karşısında Türkiye ile birlikte hareket eden Ürdün Kralı Abdullah’ı da baskıyla kendi taraflarına çektikleri ve İsrail’i rahatsız edecek politikalardan uzak durmaya zorladıkları biliniyor. Yaşanan ekonomik zorluklar nedeniyle halkın isyanından endişe eden Kral Abdullah’ın bu ülkelerden gelecek ekonomik yardımlar karşısında ikna olması çok da zor olmadı.

Filistinliler Kudüs’e sahip çıkma konusunda ümmetin yükünü omuzlarında taşıyorlar. Bunu yaparken ümmetin parçası olan bazı ülkelerin yönetimlerinden de ağır darbeler alıyorlar.

İşte bu yüzden Türkiye’nin Filistin halkına desteği çok önemli.

Bu desteği sadece Türkiye’nin İsrail ve ona destek veren ülkelere eleştirileri ya da devletin yaptığı yardımlardan ibaret görmemek gerek.

Sivil yardım kuruluşlarının Filistin halkına yönelik yardımları da Filistin direnişini ayakta tutuyor.

Bu şekilde ümmetin desteğini arkasında gören Filistin halkı ümmetin yükünü taşımaya devam ediyor.

[Türkiye, 14 Kasım 2018]

Etiketler: