Mis30

“FETÖ’nün Siyasi Ayağı” Tartışması ve 17-25 Aralık Sonrası Süreç

Gerçekliğinden şüphe edilen FETÖ imalatı, belge iddia ve söylemlerinin dolaşıma sokulması FETÖ ile mücadeleyi sulandırmaktan başka bir işe yaramaz.

Önce şunu net belirtelim: “FETÖ’nün siyasi ayağı” ile ilgili yürütülen tartışmanın yapılma şekli tam da FETÖ’nün işine yarayan kullanışlı bir araç hâline getiriliyor.

Hatta bu tartışmayı derinleştirecek manipülatif malzemelerin üretilmesinde ve kullanışlı hâle getirilmesinde FETÖ’nün boş durmadığı aşikâr. Bu tartışmayı yönlendirmek için tüm yöntemleri de kullanıyor.

Bugün “FETÖ’nün siyasi ayağı” ve benzeri tartışmaları iyi anlayabilmek için 17-25 Aralık’tan 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan süreçte FETÖ’nün izlediği yöntemlerin iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Çünkü, FETÖ, 15 Temmuz’dan önce kullandığı yöntemleri, son haftalarda tekrar devreye soktu.

“FETÖ’nün siyasi ayağı”, “kontrollü darbe” ve “binbaşı O.K. iddiaları” üzerinden yürütülen tartışmalara bir de bu açıdan bakmak gerekiyor.

***

FETÖ 17-25 Aralık yargı darbesinde başarısız olunca, o güne kadar gizli olarak yürüttüğü metotların birçoğunu açıktan yapmaya başlamıştı.

Yargı darbesi ile hükûmeti düşüremeyince, sonraki süreci bir ölüm kalım mücadelesi olarak görmüş, kartlarının birçoğunu sahaya sürmüştü.

Militanlarının önemli bir kısmını açık edecek şekilde, medya ve sosyal medya hesapları üzerinden açıktan bir savaş yürütmüştü.

Bu kirli savaşın yürütüldüğü dönemde, Türk milleti FETÖ’nün alçakça yöntemlerinin birçoğunu izleyerek gördü. Dolayısıyla toplumun hafızası taze.

Diğer taraftan, FETÖ’nün, iktidara ve AK Parti’ye karşı yürüttüğü mücadelede kimleri kullandığı biliniyor.

FETÖ gazetelerinde, televizyonlarında kimin, neyi, nasıl ve hangi amaca hizmet eder şekilde söylediği arşivlerde duruyor.

17-25’ten bugüne kadar siyasi partilerin FETÖ ile mücadelede sergiledikleri duruş, partilerden kopanlar ve partilerin yaptığı arındırma ve temizlikler milletin gözü önünde cereyan ediyor.

***

17-25 Aralık darbesi, iktidara karşı gerçekleştirildiği için, doğal olarak tüm operasyonlar da AK Parti’ye yönelikti. Önce partinin içindeki FETÖ’cü milletvekilleri istifa ederek operasyona katıldılar. Hatta bazıları hemen siyasi parti kurdu. Bazıları da 7 Haziran seçimlerinde bağımsız aday oldu.

AK Parti, ilk operasyonu geçmişte partiye sızmış FETÖ’cülerden yediği için bu konuda sonradan temkinli davrandı. Parti içindeki FETÖ’cülerin bir kısmı zaten ayrılmak zorunda kalmıştı. Özellikle üst yönetim kadroları ve milletvekilleri ile ilgili de 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde daha dikkatli bir süreç izlendi. Kuşkusuz on milyona yakın üyesi olan bir partinin tüm kademelerinde aynı temizliğin yapılması bir anda olmamıştır.

FETÖ’nün operasyon çektiği partilerden biri de Milliyetçi Hareket Parti’siydi. FETÖ MHP’ye sızabilmek için kaset tezgâhını kurmuş, bunda da başarılı olmuştu. 17-25 Aralık’tan sonra MHP’nin izlediği siyasette geçmişte yaşadığı olayların etkisinin olup olmadığı başka bir tartışmanın konusudur.

Ancak, 7 Haziran seçimlerine giden süreçte FETÖ’ye yakın bazı kişilerin aday yapılmaması ve seçimlerin ardından MHP lideri Devlet Bahçeli’nin AK Parti karşıtı koalisyon blokuna katılmaması, FETÖ’nün bu partiye tekrar operasyon çekmesi sonucunu doğurdu.

Meral Akşener’in başını çektiği muhalifler, MHP ve Devlet Bahçeli’ye karşı bir mücadeleye başladı. Bu süreçte, Devlet Bahçeli, Akşener’in başını çektiği muhalif hareketin bir FETÖ projesi olduğunu birçok kez vurguladı. Dolayısıyla, Bahçeli’nin açıklamalarından anlaşılan, FETÖ ile iş tutanların, muhaliflerin safına giderek partiden bu süreçte koptuğudur.

Hâlihazırda, “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmasının öncülüğünü CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu yürütmektedir.

FETÖ’nün tüm yapılara sızdığı dikkate alındığında, AK Parti ve MHP’de yaşanan süreçlerin hiçbiri CHP’de yaşanmamıştır. Sadece bylock nedeniyle tutuklanan danışman ve başka birkaç ayrılan kişi dışında, CHP’de FETÖ’den bir arındırma süreci yaşanmamıştır.

17-25 Aralık’tan sonra, yeni FETÖ medyasının kuruluşunda bulunan, FETÖ’ye karşı yapılan her operasyonda FETÖ’cüleri savunan, onlarla birlikte hareket eden, MİT tırları meselesinde olduğu gibi, FETÖ söylem ve iddialarını açıktan dolaşıma sokan önemli sayıda siyasetçi hâlâ CHP’de milletvekili konumunda ya da siyasetçidir.

Kuşkusuz, FETÖ’nün devletten arındırılması ne kadar gerekliyse, siyasi partilerin de FETÖ’den arındırılması elzemdir. Ancak, “FETÖ’nün siyasi ayağı” tartışmasının mevcut şekliyle yürütülmesinin FETÖ’ye yaradığı unutulmamalıdır.

Kesinliğinden emin olunan bilgi, belge varsa hangi partiden olursa olsun açıkça ortaya konulmalıdır. Ancak, gerçekliğinden şüphe edilen FETÖ imalatı, belge iddia ve söylemlerinin dolaşıma sokulması FETÖ ile mücadeleyi sulandırmaktan başka bir işe yaramaz.

[Türkiye, 30 Mayıs 2017]

Etiketler: