Erivan’ın Hatası, Moskova-Ankara Rekabeti

Kovid- 19 sonrası dünyamız giderek Birinci Dünya Savaşı sonrası belirsizliğine ve güç mücadelesine sürükleniyor. ABD'nin kısmi çekilmesi ve AB'nin dış politika oluşturmaktaki acziyeti Rusya'nın yeni güç boşluklarını doldurma hamlelerini kolaylaştırıyor.

Ermenistan, saldırganlığını Tovuz’dan sonra Dağlık Karabağ’da da gösterdi. Sivillere açılan ateşle başlayan pazar günkü saldırılar karşısında Azerbaycan’ın askeri operasyonları daha etkili oldu. İşgal altındaki çok sayıda köy, Bakü’nün kontrolüne geçti. Erivan’ın bir hesap hatası içinde olduğu görülüyor. Ankara’nın “tüm gücümüzle Azerbaycan’ın arkasındayız” mesajını yeterli derecede önemsemediği anlaşılıyor. Halbuki 12 Temmuz’da Dağlık Karabağ’dan 100 km uzaklıkta enerji hatlarının geçtiği Tovuz bölgesine yapılan saldırıdan sonra Bakü, ciddi bir hazırlık yaptı. Ortak tatbikatlarla Türkiye’nin askeri kurmay zekâsı da sahaya indi. Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının uzun süreli bir savaşa dönmesine müsaade edileceğini sanmıyorum. BM ve NATO’ya ek olarak AGİT Minsk Grubu eş başkanlarından çatışmayı durdurma çağrıları geldi.

***

Önümüzdeki günlerde Minsk Grubu müzakerelerine dönme baskısı her iki taraf üzerinde yoğunlaşacaktır. Minsk görüşmelerini sonuçsuz bırakan ve silahlı çatışmayı tek çözüm seçeneği haline getiren Ermenistan’ın saldırgan tutumudur. 1991’de Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal eden ve BMGK’nın işgal altındaki bölgeleri boşaltmasını isteyen dört kararına uymayan Erivan’dır. 4-5 Mayıs 1994 Bişkek Protokolü ile ateşkes sağlansa da Dağlık Karabağ ve işgal altındaki 7 Azeri reyonunun Ermeni kontrolünde olması kabul edilemez. Bu itibarla, Güney Kafkasya’daki bu çatışmanın her an patlamaya hazır bir bomba durumunda olduğu açık. Rusya, Türkiye ve Fransa gibi ülkeleri bu çatışma sebebiyle güç rekabetinde etkin olacağı da aşikar.

***

Doğu Akdeniz’de gerilim düşerken ve Türkiye ile Yunanistan arasında istikşafi görüşmelerin başlama haberi beklenirken Dağlık Karabağ’da çatışmanın yeniden başlaması oldukça manidar. İlk akla gelen Rusya’nın Ermeni-Azeri çatışmasını körükleyerek ABD’ye yakın olma işaretleri gösteren Erivan’ı iyice kendisine bağlamak istediği oldu. Erivan’ın hemen yardım için Moskova’ya yönelmesi bunu temin ettiğini gösteriyor. O halde soru şu: Kafkasları kendi nüfuz alanlarından birisi olarak görmeyi hiç bırakmayan Moskova’nın Erivan’ı cesaretlendirmesinin sebebi ne olabilir? Suriye-İdlib ve Libya’dan sonra şimdi de Ermenistan- Azerbaycan çatışmasının alevlenmesi ile Moskova, Ankara ile yeni bir rekabet alanı mı açıyor? Ankara’nın yeni askeri alanlara müdahil olarak aşırı yayılmasını mı sağlıyor? Yoksa Suriye ve Libya sahalarında yeni pazarlıklar için el mi yükseltiyor? Bu soruların cevaplarını almak için henüz erken. Ancak seçim dönemindeki ABD’nin ve dağınık AB’nin etkisiz kalacağının düşünüldüğü açık.

Moskova ihtilafları ve çatışmaları tetikleyerek güç devşirebileceğini bir kez daha gösteriyor. Gürcistan’da, Ukrayna’da ve Belarus’ta devre dışı kalan Batı başkentleri yine Rusya’nın güç boşluklarını doldurma siyasetini yutkunarak mı karşılayacaklar? Başkanlık seçimlerine giden ABD’de Ermeni lobisinin etkisinin ne olacağını göreceğiz. Şurası net. Libya’dan Doğu Akdeniz, Suriye ve Kafkaslar’a uzanan jeopolitik bir boşluk alan oluştu. Kovid- 19 sonrası dünyamız giderek Birinci Dünya Savaşı sonrası belirsizliğine ve güç mücadelesine sürükleniyor. ABD’nin kısmi çekilmesi ve AB’nin dış politika oluşturmaktaki acziyeti Rusya’nın yeni güç boşluklarını doldurma hamlelerini kolaylaştırıyor.

Ankara’nın Moskova ile yakınlaştığı eleştirilerini yapan Batı başkentleri Türkiye’nin Libya, Suriye ve Güney Kafkaslarda Rusya’yı kısmen dengelediğini görmeli. Gelen dünyanın jeopolitik gerçeklerine ideolojik gözlüklerle değil, stratejik çıkarların rasyonalitesi ile bakma zamanı.

[Sabah, 29 Eylül 2020]


5 Soru: Dağlık Karabağ Çatışması: Azerbaycan-Ermenistan İlişkilerinde Bir Kırılma mı?

5 Soru: Dağlık Karabağ Çatışması: Azerbaycan-Ermenistan İlişkilerinde Bir Kırılma mı?

 

Etiketler: