Recep Tayyip Erdoğan ve El-Beci Kaid es-Sibsi

Erdoğan’ın Afrika Turu

Erdoğan'ın bölge ülkeleriyle yaptığı görüşmelerde dile getirdiği Afrika için Afrikalı çözümler felsefesi muhataplarında çok ciddi bir karşılık buluyor.

Sudan, Çad’ın ardından şimdi de Tunus’tayız. Bundan 10 yıl önce Türkiye’nin Afrika siyaseti hakkında birçok soru işareti vardı. Hem Batı’da hem içerideki Batıcılarda.
Şimdi bu soru işaretleri yerini kaygıya bırakmış durumda. Zira Türkiye bölgenin en önemligüçlerinden birine dönüşüyor.
Dünyadaki güç dengelerinin allak bullak olmaya başladığı, küresel alandaki çatışmaların hatırı sayılır derecede arttığı, yeni düzen arayışlarının kendini gösterdiği bir ortamda Türkiye’nin Afrika’daki varlığı siyasi, kültürel, stratejik, askeri ve ekonomik açılardan son derece önemli. Türkiye’ye gösterilen teveccüh ne bir başka Batı ülkesine, ne de bir başka İslam ülkesine gösteriliyor.
Bütün bunların ötesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Afrika coğrafyası için bir umut kaynağı olduğunu gözlemlememek mümkün değil. Cumhurbaşkanı bu sevgi ve teveccühü hem bölgenin hem de ülkemizin çıkarlarına tahvil etmek için gerek Sudan’da, gerek Çad’da, gerekse de Tunus’ta çok önemli anlaşmalara imza attı. Erdoğan’ın bölge ülkeleriyle yaptığıgörüşmelerde dile getirdiği Afrika için Afrikalı çözümler felsefesi muhataplarında çok ciddi bir karşılık buluyor.
Hatırda tutulması gereken bir başka husus da şu.
Uluslararası ilişkiler alanı Soğuk Savaş döneminde yahut küreselleşme retoriğinin zirvede olduğu dönemlerde olduğu gibi ABD’nin önderliğindeki kurumların görünmez müdahale mekanizmalarıyla yönetilmiyor. Tanıklık ettiğimiz yeni küresel ortam, ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin belirleyici olduğu bir ortam. Bu noktada Türkiye’nin stratejik, siyasi, kültürel ve ekonomik sermayesi ona büyük bir fırsat alanı sunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu hayata geçirmek için uğraşıyor ve bir kez daha elimiz dolu bir şekilde ülkemize dönüyoruz.

***
BU HALK HAKKA GÜVENİP ÇIKTI SOKAĞA

Gayrı milli muhalefet millet yararına ne varsa muhalefet ediyor.
15 Temmuz’da darbeye karşı direnen sivilleri korumaya yönelik son KHK maddesine gösterdikleri tepki de bununla ilgili. CHP başta olmak üzere gayrı milli muhalefetin tepkisi maddenin özüne dönük bir tepki.
Bunu unutmayalım. Bu son madde gerekçesiyle bize, millete milis güçler dediler. Bunu unutmayalım. 15 Temmuz işgal girişimini bu halkın cesareti bastırdı. Ve halk Hakka güvenerek sokağa çıktı ve darbecileri tepeledi. Devlet yapması gerekeni yaptı. Velev ki böyle bir düzenleme olmasın bu halk bir darbe girişiminde, bir işgal girişiminde yine göğsünü siper eder. Bu da böyle biline…

***
CHP-FETÖ İLİŞKİSİ RESMİYET KAZANDI

CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun FETÖ’cü danışmanı Fatih Gürsul’a 10.5 yıl hapis vermiş mahkeme. Bunun anlamı şudur: FETÖ’nün CHP’nin tam merkezine gelip yerleştiği yargı tarafından tescillenmiştir.
Kılıçdaroğlu, döne döne FETÖ’nün siyasi ayağından bahsedip durdu. Sonra kendi etrafındaki FETÖ’cüler gün yüzüne çıkmaya başladı. İşte Fatih Gürsul!
Bunun izah edilebilir bir tarafı var mı? CHP’nin 17-25 Aralık’tan sonra FETÖ’ye verdiği desteğin nedenlerinden biri bu işte.
İçerideki organik FETÖ’cüler.
Kılıçdaroğlu’nun meclis kürsüsünden neden FETÖ’nün şantaj ve montaj kasetlerini okuduğu, FETÖ’nün ihtiyaç duyduğu siyasi söylemleri dillendirdiği, 15 Temmuz destanını değersizleştirmeye çalıştığı ve FETÖ’ye karşı devletin yürüttüğü operasyonları durdurmaya çalıştığı şimdi tam anlamıyla açığa çıktı. CHP’nin başını çektiği gayrı milli muhalefetin derdi, FETÖ’nün intikamını almaktan başka bir şey değildir. Lütfen bunu unutmayalım…

[Sabah, 28 Aralık 2017]

Etiketler: