12 Eylül 1980 | Darbeciler Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan "Milli Güvenlik Konseyi", bütün yetkileri ele aldı.

12 Eylül 1980 | Darbeciler Kenan Evren, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Nurettin Ersin, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Tahsin Şahinkaya, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Nejat Tümer ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Sedat Celasun’dan oluşan "Milli Güvenlik Konseyi", bütün yetkileri ele aldı.

Darbecilik Zihniyeti

Bazıları açıktan darbeci. Bu ülkede sayıları hiç eksik olmadı. Ne istediklerini ve nasıl istediklerini çok iyi biliyorlar. Bazıları da darbe heveslisi olduğunu kabul edemiyor. Kendine itiraf edemiyor. Halbuki üç kelime laf edince darbecilik zihniyeti açıkça ortaya saçılıyor. Bu zihniyetin çok belirgin halleri ve kavramları var. Bazen karşısındakine yönelttiği otoriterlik ve tek adamlık iddialarında ortaya çıkıyor.

Bazıları açıktan darbeci. Bu ülkede sayıları hiç eksik olmadı. Ne istediklerini ve nasıl istediklerini çok iyi biliyorlar. Bazıları da darbe heveslisi olduğunu kabul edemiyor. Kendine itiraf edemiyor. Halbuki üç kelime laf edince darbecilik zihniyeti açıkça ortaya saçılıyor. Bu zihniyetin çok belirgin halleri ve kavramları var. Bazen karşısındakine yönelttiği otoriterlik ve tek adamlık iddialarında ortaya çıkıyor. Bazen de sistem tartışmalarında.

CHP bu zihniyetin kurumsal motoru. Ama CHP ile sınırlı da değil. Kendisini devletin ta kendisi olarak görmeye alışmış bir zihniyet kendisi dışındaki tüm iktidarları gayrimeşru, liyakatsiz, geçici ve zararlı olarak görür ve gösterir. Cumhuriyet tarihi boyunca böyle olmuştur. Milletten oy almayı becerebilmiş her kim varsa diktatörlükle suçlanmış ama nasıl oluyorsa idamla tehdit edilmiştir. Bu kafaya göre Menderes de Özal da Erdoğan da gayrimeşrudur. Devlet idaresinde bir sapmadır. Vakti geldiğince CHP kontrolündeki bürokrasi tarafından düzeltilecektir.

CHP’li Özgür Özel’in sözlerinin başka bir anlamı yok. Tam da bu benmerkezci meşruiyet anlayışının ürünüdür. Önce AK Parti hükümetini gayrimeşru ilan ediyor. “Saray rejimi gidecek” diyor. Ülkede sandıkla iktidara gelmiş hükümete utanmadan saray rejimi ifadesini kullanabiliyor. Çünkü bu kafaya göre kendisi dışındaki herkes geçicidir. Ne yolla olursa olsun karalanmalıdır, yıkılmalıdır.
Bu saray rejimi gidecekmiş. Yerine Türkiye Cumhuriyeti Devleti gelecekmiş. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti şu anda yokmuş beyefendiye göre. Neden? Çünkü bu kafaya göre, devlet, üzerinde CHP tekelinin bulunduğu bürokratik bir vesayet mekanizmasıdır. Devlet ve hükümet mümkün olduğunca birbirinden ayrılır. Hükümetler gelir geçer. Ama devlet bürokrasisi CHP’ye bağlı çalışmaya devam eder. İşte Özel’in devlet dediği tam da bu. O bürokratlara sesleniyor. Onlara sinyal veriyor. Samimiyetle söylüyorum. Eğer siz de bu sözlerde bir sorun görmüyorsanız kendinizle yüzleşin. Darbe beklentiniz var. Bu söylediklerinizin başka anlamı yoktur.

Aynı mesele sistem tartışmalarında da karşımıza çıkıyor. Parlamenter sisteme geri dönüş hayalleri de bundan ibaret. Çünkü o sistemde hükümet seçilse bile kontrol altında tutulabiliyordu. Ayak oyunlarıyla başa getirilmiş bir Cumhurbaşkanı devletin başı oluyordu. Devletin her türlü kilit kurumuna atamalar yapıyor. Hükümetleri etkisiz kılıyordu. Yetkisini milletten değil CHP zihniyetinden alan bir devlet yapısıydı.

Dikkat edin. Bu zihniyet bugün her atamayı da gayrimeşru ilan ediyor. Çünkü devlet üzerinde milletten değil geçmişten gelen kontrolünü ve imtiyazlarını yitirdiğini biliyor. Türk tarihinde ilk defa millet ile devlet birleşiyor. CHP’nin hazmedemediği budur. Çünkü CHP millet oyuyla iktidar olamaz.

Vesayet odaklarına düşkünlüğü de bu yüzdendir. Darbecilik gömülü varsayımıdır. Başardığında da bunu devrim olarak sunar. Zırnık kadar da utanmaz.

[Sabah, 7 Mayıs 2020]

Etiketler: