24 Haziran 2019 | Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde İstanbullular tercihini CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu'ndan yana kullanırken, iptal edilen 31 Mart'taki seçimde 13 bin 729 olan iki aday arasındaki fark, dün gerçekleştirilen seçimde İmamoğlu lehine 806 bin 415'e yükseldi. (AA)

24 Haziran 2019 | Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde İstanbullular tercihini CHP'nin adayı Ekrem İmamoğlu'ndan yana kullanırken, iptal edilen 31 Mart'taki seçimde 13 bin 729 olan iki aday arasındaki fark, dün gerçekleştirilen seçimde İmamoğlu lehine 806 bin 415'e yükseldi. (AA)

Avrupa’nın Seçim Tavrı ve CHP’nin İmtihanı

İstanbul seçimlerini kazanan CHP’nin Batı’da kendisine karşı oluşan bu destek konusunda çok dikkatli olması gerekiyor. Uzun zaman sonra ilk defa ordudan, vesayetçi bürokrasiden, siyaseti ipotek altına alan yüksek mahkemelerden medet ummadan halkın taleplerine yönelik söylemlerle bir seçim kazanan CHP’nin AK Parti karşıtlığı konusunda birleşmiş Batı’dan gelen ayartmalara karşı ciddi bir imtihan vermesi gerekiyor.

İstanbul seçimi demokratik bir olgunlukla gerçekleşti. Seçimi kaybeden AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım demokrasinin gereğini yaptı ve kazanan rakibini kutladı.

“Avrupa ülkelerinde de benzer demokratik tavırlar gözlendi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve AK Parti iktidarına karşı yıllardan beri demokratik olmadıkları iddiasıyla karalama kampanyası yürüten Avrupa’daki medya kuruluşları ve siyasetçiler, seçimleri CHP adayının kazanmasıyla birlikte rahatladılar.

Bu rahatlama sonucunda Cumhurbaşkanına yönelttikleri ‘diktatör’, ‘despot’ ve ‘sultan’ gibi nitelendirmelerden dolayı özür dileyip, bu suçlamalardan dolayı haksızlık ettiklerini kabul ettiler. Diktatörlüklerde muhalefet partilerinin seçimleri kazanmasının mümkün olmadığını, bu konuda Türkiye’ye haksızlık ettiklerini ifade ederek pişmanlıklarını dile getirdiler.

Hatta sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AK Parti yöneticilerinden değil, bütün Türk halkından özür dilediler. Gerekçe olarak da, Türkiye’deki iktidara yönelik karalama kampanyalarının Türkiye’yi diktatörlük olarak resmetmeleri sonucunu doğurduğunu ve bunun da bütün Türk halkını rencide ettiğini söylediler.

Türkiye’de seçimlerle yönetimlerin değişebildiğini ve bunun da ülkenin şimdiye kadar iddia ettikleri gibi anti-demokratik bir ülke olmadığını gösterdiğini söyleyen Avrupalı liderler ve gazeteciler, zaten son seçimlere kadar da birçok şehrin muhalefet partileri tarafından yönetildiği hatırlatıldığında ise kaçamak cevaplar verdiler.

İstanbul ve Ankara’nın muhalefet partileri tarafından kazanılması sonrasında Türkiye’ye yönelik karalama kampanyalarına son vermeleri, bu iki önemli şehrin yönetiminin el değiştirmesine çok umut bağladıkları şeklinde yorumlandı. Yani bu değişimleri Türkiye’deki AK Parti iktidarının değişeceğine dair bir işaret olarak yorumladıkları için karalama kampanyasına son verip, Türk demokrasisini hedef alan açıklamalarından dolayı özür dileme kararı aldılar.

Avrupalı liderler ve gazeteciler, İstanbul seçimini AK Parti kazanmış olsaydı da aynı şekilde seçimin demokratik olduğunu kabul edip etmeyecekleri sorusunu ise cevapsız bıraktılar…”

Sevgili okurlar,

Yukarıdaki tırnak içerisindeki kısımda yazdıklarımdan dolayı sizi şaşkınlığa uğrattığım için beni affedin.

Şüphesiz bu kısımda yazılanlarda bir tuhaflık olduğunu, bildiğimiz Avrupalı liderler ve gazetecilerin Türkiye’ye karşı yıllardır yürüttükleri karalama kampanyasından dolayı özür dilemeyeceklerini fark etmişsinizdir.

Yine de “acaba” diye içinizden geçirdiyseniz, şu gerçeği hatırlayın ki, bu ülkelerin medya ve siyaset dünyasının kahir ekseriyetinin derdi Türkiye gibi ülkelerde demokrasinin değil kendi çıkarlarıyla çatışmayan politikacıların hüküm sürmesidir. Mısır, Tunus, Cezayir ve Türkiye’nin yakın geçmişi maalesef bu tavırlarının örnekleriyle doludur.

Onlar için öncelik demokraside değil, çıkarlardadır. Ama uluslararası ilişkilerin doğası gereği zaten her ülke kendi çıkarlarını en yukarıya taşıma peşinde olduğu için demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar ancak çıkar eksenli politikayı kamufle etmek için kullanılır.

Avrupa’da siyasi yelpazenin neredeyse bütün noktalarındaki hareketlerin, yani solcusundan sağcısına, aşırı solcusundan aşırı sağcısına ve çevrecisine kadar bütün partilerin CHP’nin İstanbul seçimlerini kazanmasına sevinmesi ne anlama geliyor?

Mülteci haklarını öne çıkaran partilerin bile Türkiye’deki mültecilere kucak açan politikaları yüzünden eleştirilen AK Parti yerine bu mültecileri kovmaktan bahseden CHP’nin başarısına sevinmelerinin rasyonalitesi nedir?

İstanbul seçimlerini kazanan CHP’nin Batı’da kendisine karşı oluşan bu destek konusunda çok dikkatli olması gerekiyor. Uzun zaman sonra ilk defa ordudan, vesayetçi bürokrasiden, siyaseti ipotek altına alan yüksek mahkemelerden medet ummadan halkın taleplerine yönelik söylemlerle bir seçim kazanan CHP’nin AK Parti karşıtlığı konusunda birleşmiş Batı’dan gelen ayartmalara karşı ciddi bir imtihan vermesi gerekiyor.

Eğer CHP, geçmişte olduğu gibi, “Erdoğan’ı devirmek için her destek hoş, her yol mubahtır” anlayışıyla hareket edip bu konuda Batı ile iş birliği yaptığına dair en ufak bir izlenim uyandırırsa, İstanbul’da kendisini sevindiren halkın çok hızlı bir şekilde hüsrana uğratabileceğini de biliyor olmalılar.

[Türkiye, 26 Haziran 2019]

Etiketler: