Alman Polisi

Almanya’da NSU Terör Örgütü ve Neo-Nazileri Kim Koruyor

Beş yıl süren NSU davası, 2018 yılı temmuz ayında sonuçlandı. Mahkemenin NSU terör örgütünün Alman devleti içerisindeki bağlantılarına hiç dokunmayan kararı kimseyi tatmin etmedi.

Beş yıl süren NSU davası, 2018 yılı temmuz ayında sonuçlandı.

Mahkemenin NSU terör örgütünün Alman devleti içerisindeki bağlantılarına hiç dokunmayan kararı kimseyi tatmin etmedi.

Dava sırasında kilit tanıklar birer birer şüpheli biçimde öldü, dava ile ilgili önemli belgeler ile ilgili 120 yıllık gizlilik kararı alındı, bazı belgeler yok edildi.

Dava süresince yaşanan gariplikler ve davanın bu kadar uzun sürmesinin esas amacının devlet içerisindeki aşırı sağcı yapıları korumak olduğu açık.

438 duruşmanın yapıldığı, 600 tanığın dinlenildiği davanın Almanya’ya maliyeti 55 milyon avro oldu.

Buna rağmen davanın yürütülüş biçimi ve çıkan kararın Almanya’ya ürettiği siyasi ve toplumsal maliyetin yanında bu ekonomik maliyet devede kulak kalır.

Zira bu kararla Almanya özellikle ordu, polis ve istihbarat başta olmak üzere devlet içerisinde yapılanmış neo-Nazi grupların ve terör örgütlerinin üzerine ciddi bir biçimde gitmek gibi bir niyetinin olmadığını dünyaya ilan etmiş oldu.

Anlaşılan o ki Alman derin devleti bu kurumsal ırkçılığı ve neo-Nazi grupları Almanya’nın Alman kimliğinin bir garantisi olarak görüyor.

Buna rağmen Almanya gün geçtikçe daha fazla bir şekilde çok kültürlü bir toplum haline geliyor.

Almanya’da devlet kurumlarının içerisine sinmiş olan kurumsal ırkçılığın sürdürülmesinin ve neo-Nazi grupların koruyup kollanılmasının Almanya’ya ilerde nasıl maliyetler üreteceğini hep birlikte izleyip göreceğiz.

Zira daha şimdiden göçmenlerin Almanya’daki hukuk düzeni ve siyasete olan güvenlerinin ciddi bir biçimde sarsıldığını görebiliyoruz.

Örneğin NSU Davasının müdahil avukatlarından Seda Başyıldız kendisine gönderilen NSU 2.0 imzalı ölüm tehditlerinden sonra yaptığı açıklamada “Öfkeliyim. Bu dava bana asla bu topluma ait kabul edilmeyeceğimi gösterdi. Hukuk devletine inancım derinden sarsıldı” diyerek bu duruma işaret ediyor.

Sadece Avukat Başyıldız da değil. Dava sonra erdikten sonra NSU davasının Türk kökenli müdahil avukatlarından Mehmet Daimagüler ve Mehmet Kaplana da NSU 2.0 imzalı tehdit mektupları gönderildi.

Avukatların kimlik ve adres bilgilerinin ise polise ait bir bilgisayardan sızdırıldığının tespit edilmesi ve polisin avukatlara kendilerini korumak üzere silah temin etmelerini tavsiye etmesi NSU davasının üzerinin örtülmüş olmasının Almanyaya nasıl bir maliyet ürettiğini açıkca ortaya koyuyor.

Alman siyaseti geç olmadan uyanarak aşırı sağcı hücreleri devletten şimdi temizlemezse yarın aşırı sağın Avusturya’daki gibi iktidara geldiği bir Almanya’da bu hücrelerin Almanya’ya vereceği zararı kimse tahayyül edemez.

[Fikriyat, 16 Şubat 2019]

Etiketler: