Türkiye'nin bin 484 kilometreyle en uzun kıyı şeridine sahip ili Muğla'daki turistik tesis ve otellerde, Ramazan Bayramı'nda yerli turistleri ağırlamak için çalışmalar tamamlandı. Bünyesinde barındırdığı tarihi ve kültürel zenginliklerle her yıl 3 milyondan fazla turisti ağırlayan, 250 bin yatak kapasitesi bulunan Muğla, ziyaretçilerine unutulmayacakları bir tatil imkanı sunuyor. Deniz, kum ve güneşi ile iddialı olan Muğla, ören yerleriyle de ziyaretçilerine gezme fırsatı sunuyor. Okulların kapanmasıyla Muğla ve ilçelerini tercih eden yerli turistlerden bazıları, Gökova Körfezi, İngiliz Limanı, Çökertme, Göcek, Marmaris, Fethiye, Ölüdeniz, Kızılada, Datça ve Hisarönü koylarını kapsayan mavi yolculuğa çıkmayı tercih ederken, heyecanı sevenler ise dalış, rüzgar sörfü ve paraşütle atlama gibi sporlara yöneliyor. Kültür turlarına katılmak isteyen ziyaretçiler ise Yatağan, Fethiye, Ortaca ve Milas ilçelerini tercih ediyor.  ( Sabri Kesen - Anadolu Ajansı )

Türkiye'nin bin 484 kilometreyle en uzun kıyı şeridine sahip ili Muğla'daki turistik tesis ve otellerde, Ramazan Bayramı'nda yerli turistleri ağırlamak için çalışmalar tamamlandı. Bünyesinde barındırdığı tarihi ve kültürel zenginliklerle her yıl 3 milyondan fazla turisti ağırlayan, 250 bin yatak kapasitesi bulunan Muğla, ziyaretçilerine unutulmayacakları bir tatil imkanı sunuyor. Deniz, kum ve güneşi ile iddialı olan Muğla, ören yerleriyle de ziyaretçilerine gezme fırsatı sunuyor. Okulların kapanmasıyla Muğla ve ilçelerini tercih eden yerli turistlerden bazıları, Gökova Körfezi, İngiliz Limanı, Çökertme, Göcek, Marmaris, Fethiye, Ölüdeniz, Kızılada, Datça ve Hisarönü koylarını kapsayan mavi yolculuğa çıkmayı tercih ederken, heyecanı sevenler ise dalış, rüzgar sörfü ve paraşütle atlama gibi sporlara yöneliyor. Kültür turlarına katılmak isteyen ziyaretçiler ise Yatağan, Fethiye, Ortaca ve Milas ilçelerini tercih ediyor. ( Sabri Kesen - Anadolu Ajansı )

Acı ve Umut

Verilerin çizdiği puslu resmi kırmızıya boyayan son melun terör saldırısı, turizm için önümüzdeki aylarda da felç riskini gündeme getirirken, sağlığı bozulmuş sektöre bir deva umudu ise bu hafta Rusya ile yumuşayan ilişkilerden geldi.

Salı gecesi, şehri, vatanı ve milleti tam kalbinden vuran bir dehşet yaşadık. Canımızı hedeflendiği üzere fena halde yakan Atatürk Havalimanı katliamında kaybettiklerimize gani rahmet, yakınlarına da dile kolay büyük sabırlar diliyorum. Terörün insaniyetsizce söküp aldıkları, topluma acı yığmayı sürdürürken, ülkeyi de bölgesel kaosun sabitleşen bir ögesi olarak algılatmakta adım adım ilerliyor. İstanbul’un, Avrupa’nın, bölgenin, dünyanın göbeğindeki Yeşilköy’ü hedef seçmek, malum, buna en yüksek düzeyde hizmet ediyor.

Bunun en mutlak delili de, kuşkusuz, bu toprakları ziyaret etmeyi düşünen ayakların artık geri geri gidiyor olması. Ziyaretçi sayısında bir süredir yaşadığımız hızlı geri sayım turizmimizi yıpratırken, bir de sektörün can damarı bir simgeden vurulmak, tedavisi oldukça zor yeni yaralar açmış durumda. İyileşmesi, zaman ve kesintisiz huzur isteyecek.

TURİZM KURAKLAŞIYOR

Yaralanan güven ve asayiş ortamı ekonomi üzerinde çeşitli tesirler gösterirken, turizm bu gelişmelerin en seri hissedilenlerinden oluyor. Hatta acı akşamın sabahında gelen Kültür ve Turizm Bakanlığı turizm verileri de, bu durumu bir kez daha sağlam bir şekilde tescilledi diyebiliriz. Şöyle ki;

*Mayıs ayında ülkemize gelen ziyaretçi sayısında, geçen yılın aynı ayına göre %34,7 düşüş kaydedilirken, irtifa kaybında hızlandığımız anlaşılıyor.

*Süzülmeyi bırakıp baş aşağı düşüşe geçen veriler, Mayıs ayındaki kaybın 29,7 puanının Avrupa ve BDT bölgeleri toplamından geldiğini gösteriyor. Bu ise, olası ekonomik gerekçeler bir yana, iki temel nedene çok net işaret ediyor: Güvenlik sorunu ve Rusya Krizi.

*Nitekim hesaplarsak, %34,7’lik düşüşün tam 12,1 puanının ya da 1/3’ünü hafif aşkın bölümünün Rusya kaynaklı olduğunu tespit ediyoruz. Rus ziyaretçi sayısı Mayıs ayında yıllık %91,8 oranında bir azalma yaşamış, daha ne olsun! Tepetaklak yuvarlandıkça süratini artıran ve neredeyse sıfırı tüketecek bir görünüm…

*Öte yandan bu dönemde Rusya’yı, 5,2 yüzde puanlık olumsuz katkıyla Almanya’nın, onu da sırasıyla 2,4 ve 2,1 eksi puanlarla İngiltere ve Hollanda’nın izlediğini görüyoruz.

*Daha geniş bir açıdan ilk 5 aya bakalım derseniz de, Mayıs’tan yediği kurşunla kan kaybı hızlanmış bir grafik önümüze çıkıyor. Zira Ocak-Mayıs döneminde önceki yıla göre düşüş, %22,9 oranında… 2015’in ilk 5 ayında ülkemize 10,7 milyon turist girmişken, bu sayının bu yıl 8,3 milyona gerilemiş olması, yenilir yutulur cinsten değil. Cari açığımızın kadim tesellisi olan turizm gelirlerindeki zayıflama, ödemeler dengesi tablosunun keyfini bozmaya başladı bile.

*Arka plana şöyle kabaca bakıldığında ise, Rus turist erimesi önemli ölçüde malum gerekçeyle açıklanabilecekken, Avrupa kanadından gelmeyen dalganın ise Türkiye’ye dair güvenlik endişeleri taşıdığını söyleyebilmek için kristal küre gerekmiyor.

KÜSLÜKLER BİTERKEN

Verilerin çizdiği puslu resmi kırmızıya boyayan son melun terör saldırısı, turizm için önümüzdeki aylarda da felç riskini gündeme getirirken, sağlığı bozulmuş sektöre bir deva umudu ise bu hafta Rusya ile yumuşayan ilişkilerden geldi. Erdoğan-Putin telefon görüşmesinin ardından, dün Rus Başbakan Medvedev de, yaptırımların aşamalı olarak kaldırılacağını haber etti. Tesiri hemen yarın hissedilmeyecek olsa da ekonomik ilişkilerde bir tamir sürecinin başladığını müjdeleyen ifadeler, ihracatçımızı ümitlendirmekle beraber, yeşil ışığın turizm alanına daha çabuk yanacağını ima ediyor.

Nitekim Rusya tarafında, charter uçuşlara yönelik yasağın ve vatandaşlara verilen “sakın gitmeyin” yönündeki salıkların geri alınması, öncelikli gündem gibi gözüküyor. Yine de bir yandan, güvenlik garantisi gibi bir şartın da gevelendiğine şahit oluyoruz ki, bu da bizi temel meselemize geri döndürüyor. Üstelik sezonun ilerliyor olması ve rezervasyonların evvel vakit önemli ölçüde yapılmış olması gibi unsurlar da, gelecek aylardaki verilerde mucizeler beklemememiz gerektiğini çıtlatıyor. Dolayısıyla, kriz kaynaklı menfi ekonomik etkilerin yavaş yavaş azalacağı şeklinde bir düşünce, sanırım makul bir beklenti olur.

Öte yandan bu acılı hafta, aslında İsrail’le el sıkışma gibi bir yapıcı olaya daha sahne oldu. Mısır ile de yumuşaması beklenen durumlar, dış ilişkilerimizde bir normalleşme dönemine girildiğine dair umutlar saçıyor. Dışarıda ihtiyacımız olan da bu… Küslükler bitiyor, sayfalar çevriliyor.

[Yeni Şafak, 1 Temmuz 2016]

Etiketler: