7 Haziran ve 1 Kasım Seçimlerinde Siyasal İletişim

7 Haziran ve 1 Kasım Seçimlerinde Siyasal İletişim

Analiz, her iki seçimde de Meclis’e giren dört partinin izlediği siyasal iletişim yöntemini, iletişim stratejilerini ve kitle iletişim araçlarını nasıl kullandığını inceliyor.

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde partilerin aldığı değişken oy oranları Türkiye’de siyasetin ve siyasal iletişimin dönüşümünün bir göstergesi olarak okunabilir. İki seçim beraber okunduğunda Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yaşadığı oy dalgalanmaları ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yüzde 25 bandında çakılı kalması, Türkiye’de siyasetin 1 Kasım sonrası seyrine dair bazı unsurları ön plana çıkartmaktadır. Örneğin diğer partilerin vaatleri seçmen nezdinde karşılık bulmazken sosyal vaatlerin AK Parti tarafından dile getirildiğinde itibar görmesi, Türkiye’de popülist vaat siyasetinin bittiği ve siyasi partilerin bir sonraki kampanya dönemde vaatlerinin ne kadarını gerçekleştirdiklerinin hesabını seçmene verecekleri anlamlarına gelir. Bu durum kimlik öğelerine dayanarak oy veren bir seçmen kitlesinin yanında, azımsanmayacak bir orandaki seçmenin de hizmet ve siyasal kampanya odaklı oy verdiğini göstermektedir. Benzer bir çıkarımı kampanyaların muhtevası için de yapmak mümkündür. Siyasal iletişim unsurları açısından iyi tasarlanmış bir kampanyanın, kampanya sahibi partinin kimliğinden bağımsız olarak oy getirmeyebildiği ve seçmen nezdinde olumlu geçmiş referanslara sahip bir partinin kötü bir siyasal iletişim kampanyası ile oyunun düşebildiği de test edilmiştir.

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinden ve siyasal iletişim kampanyalarından çıkarılabilecek bu neticeler, AK Parti yönetimindeki Türkiye’nin 1 Kasım sonrası siyasi rotası açısından belli başlı avantajları ve zorlukları da göstermektedir. Türkiye’nin önünde dört yıllık bir istikrar dönemi ve bu dönemde yönetilmesi gereken ekonomik büyümenin devamı, yeni anayasa yapımı ve başkanlık sistemine geçiş gibi süreçler durmaktadır. Bu noktadan geriye, Türkiye’nin 2015 yılı siyasal iletişim gündemine bakmak, istikrar dönemine eşlik eden meydan okumaları göğüsleyebilmek için ufuk açıcı olacaktır.

“7 Haziran ve 1 Kasım Seçimlerinde Siyasal İletişim” analizi bu noktadan hareketle her iki seçimde de yüzde 10 seçim barajını aşarak Meclis’e giren AK Parti, CHP, MHP ve HDP’nin izlediği siyasal iletişim yöntemini, seçmeni ikna etmek için kurguladığı mesaj tasarımını, iletişim stratejileri ve kitle iletişim araçlarını nasıl kullandığını inceleyecektir. Ayrıca partilerin seçim kampanyası döneminde kamuoyuna açıkladığı seçim bildirgeleri analiz edilecek, öncelik verdikleri konular değerlendirilerek seçmene nasıl bir Türkiye vizyonu sunduklarının fotoğrafı ortaya konulmaya çalışılacaktır.

Etiketler: