Türk Bayrağı

2019 Yılı Türkiye’nin Yükseliş Yılı Olacak!

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) "2018'de Türkiye" yıllığını yayımladı. Siyaset, Dış Politika, Güvenlik, Ekonomi, Enerji, Hukuk, Yargı, Eğitim, Sosyal Politikalar ve Medya gibi ana başlıklardan oluşan 440 sayfalık raporda 2018 yılının önemli olayları analiz edilirken 2019'a da projeksiyon tutuluyor. İşte bu önemli rapordan bazı başlıklar…

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) “2018’de Türkiye” yıllığını yayımladı. Siyaset, Dış Politika, Güvenlik, Ekonomi, Enerji, Hukuk, Yargı, Eğitim, Sosyal Politikalar ve Medya gibi ana başlıklardan oluşan 440 sayfalık raporda 2018 yılının önemli olayları analiz edilirken 2019’a da projeksiyon tutuluyor. İşte bu önemli rapordan bazı başlıklar…

AB, TÜRKİYE’NİN ÖNEMİNİN FARKINA VARDI

2018’in başından itibaren Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinde olumlu gelişmeler yaşanmaya başlamıştır. Gerek Avrupa ülkelerinde yapılan seçimler gerekse Türkiye’deki referandum sebebiyle 2017’de oldukça gergin bir atmosferde şekillenen ilişkiler medya üzerinden karşılıklı suçlamalar ve atışmalarla tarihin en kötü seviyelerini gördü. 2018 tarafların aralarındaki sorunları konuşarak çözmeleri gerektiğini anladıkları ve diyaloğu sürdürme kararı verdikleri bir yıl oldu. AB kanadı Türkiye’nin, istikrarsız ve başarısız devletlerin hüküm sürdüğü Ortadoğu ile Avrupa arasında bir tampon vazifesi gördüğünün bilincine varmış, Ankara ise dış politikada adımlarını çeşitlendirmek ve ABD ile tarihin en düşük seviyesine gerileyen ilişkilerini dengelemek için Birlik ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açması gerektiğini düşünmüştür.

TÜRKİYE-ÇİN İLİŞKİLERİNDE OLUMLU SEYİR

2018 genelinde Türkiye-Çin ilişkilerinde olumlu bir seyrin gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Geleneksel anlamda ittifak kavramının sorgulandığı ve farklı konularda farklı aktörlerle iş birliği yöntem ve alternatiflerinin öne çıktığı günümüzde Türkiye ve Çin bağımsız ve aktif dış politika yürütmektedir. İki ülke siyaset, ekonomi ve dış ticaret alanlarında stratejik iş birliklerini geliştirme yönünde irade göstermektedir. İki ülke Suriye meselesinde ciddi bir şekilde karşı karşıya gelmese de nihai olarak destekledikleri pozisyonlar nedeniyle ve Suriye’nin yeniden inşası sürecinde bir rekabet ortamına girebilir.

TÜRKİYE’NİN YAPICI TUTUMU BAĞDAT’TA KARŞILIK BULDU

Türkiye-Irak ilişkileri 2018’de olumlu bir seyir izlemiştir. Her iki ülkede gerçekleştirilen seçimler kamuoylarını meşgul eden öncelikli konular olsa da önemli gündem başlıkları dikkatli bir şekilde takip edilerek işlenmiştir. İki ülkede gerçekleştirilen seçimlerin ardından Ankara’nın yapıcı tutumu Bağdat’ta olumlu karşılık bulmuş ve iş birliğini artırma imkanları üzerinde durulmuştur. Türkiye on beş yıl boyunca yaptığı gibi, 2018’de de Irak’ta halkın talepleri, istikrar ve inşa süreçlerinden yana tavır almış ve Irak’ın, ABD-İran rekabetinin neden olduğu gerilimden en az zararla çıkmasına önemli katkılar sunmuştur.

DÜNYA KAŞIKÇI CİNAYETİNİ TÜRKİYE’DEN TAKİP ETTİ

2018 yılında Türkiye’nin Körfez ülkeleriyle ilişkileri özellikle bir önceki yıl yaşanan Katar krizi ve ekim ayında gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesi olayları çerçevesinde gelişmiştir. Bu iki olay Türkiye’nin Körfez ülkelerine yönelik politikalarında belirleyici olurken, söz konusu ülkelerle Ankara arasındaki ilişkileri de şekillendirmiştir. Ankara’nın Riyad ve Abu Dabi ile ilişkilerinin özellikle siyasi açıdan daha olumsuz bir duruma evrilmesine paralel olarak Doha yönetimiyle iş birliğini derinleştirmesi süreci 2018’de daha da belirginleşmiştir. Bununla birlikte Türkiye Kuveyt ile de ilişkilerini güçlü tutmaya çalışırken, Umman ve Bahreyn ile daha düşük profilli bir ilişki geliştirmiştir. Batı ve Suudi Arabistan Kaşıkçı cinayetini Türkiye’den takip etti.

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ GİDEREK GÜÇLENİYOR

2018’de Türkiye-Rusya ilişkilerinde uçak krizinin çözülmesiyle geçtiğimiz yıllarda yakalanan olumlu ivme devam etmiştir. İki ülke devam eden Astana Süreci çerçevesinde Suriye krizinin çözümü noktasında cesur adımlar atarak bölgesel barışa müşterek katkıda bulunmuşlardır. Enerji, turizm ve ticaret alanlarında da ilişkiler geliştirilerek sürdürülmüştür. Astana Süreci’nin başlamasıyla İran ile beraber yürütülen iş birliği, Suriye’nin önemli bir kısmının çatışmalardan arındırılmış bölge olma özelliği kazanmasını sağlarken Türkiye’nin bölgede etkin rol oynamasının önünü açmıştı. Astana Süreci çerçevesine oturtulan Suriye meselesi ikili ilişkilerdeki en önemli konu başlığı olma özelliğini 2018’de de sürdürdü.

TÜRK ASKERİ SURİYE SINIRINDA ETKİN ROL OYNUYOR

Suriye meselesi Türk dış politikasının en önemli gündem maddelerinden biri olmayı 2018’de de sürdürdü. 2018 Türkiye’nin Suriye’de Zeytin Dalı Harekatı ile terörle etkin mücadeleye devam ettiği, İdlib’te halkın savaştan korunması bakımından askeri ve diplomatik tedbirler aldığı, Menbiç’te ise mültecilerin ülkelerine geri dönebilmesi adına terör örgütlerinin bölgeden çıkarılması noktasında çalıştığı önemli gelişmelere şahitlik etti. Tüm bu gelişmelere rağmen Suriye konusu, Türkiye dış politikasının uzun yıllar daha ana gündem maddeleri arasında yer alacaktır. Türkiye, YPG/PKK varlığının sona erdirilmesi, oluşturulan güvenli bölgelere mültecilerin geri dönüşünün sağlanması ve Suriye’nin yeniden inşasında aktif rol oynayarak bu süreçlerin başat aktörleri arasında yer almalıdır.

FETÖ İLE MÜCADELE ULUSLARARASI ALANA KAYDI

Türkiye’nin diplomatik girişimler, okulların kapatılması ve örgüt üyelerinin iadesi üzerinden birçok ülkede FETÖ ile mücadeleyi arttırarak devam ettirdiği görülmektedir. FETÖ’ye ait okulların kapatılması, örgüt üyelerinin tutuklanması ve iadesi konularında Afrika ve Doğu Asya ülkelerinin Türkiye ile iş birliğine daha açık olduğu görülmektedir. Bunun arka planında ise PKK gibi FETÖ’yü Türkiye’ye karşı bir dış politika aracı haline getiren Avrupa ülkelerine ve ABD’ye nazaran bu ülkelerin Türkiye ile ilişkileri güçlendirme arzusu bulunmaktadır. Haliyle önümüzdeki süreçte örgütün Batı ülkelerindeki yapılanmalarının çökertilebilmesi için siyasi girişimler kadar hükümet ve yerel yönetimler üzerinde baskı yaratabilecek sivil girişimlerin daha fazla desteklenmesi gerekmektedir.

2018 yılı boyunca Afganistan,Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Guney Sudan, Ekvator Ginesi, Fildişi Sahilleri, Japonya, Kamerun, Nijer ve Venezuela’daki FETO ile iltisaklı bircok okulun faaliyetlerine

ilgili ulke yonetimleri tarafından son verilmiştir. Ancak oğrencilerin mağdur olmaması ve bu ulkelerde eğitim faaliyetleri uzerinden ikili ilişkilere zarar verilmek istenmemesi gayesiyle soz konusu okulların onemli bir kısmı FETO yönetiminden alındıktan Maarif Vakfı yonetimine devredilmiştir.

PKK 2018 YILINDA SALDIRI KABİLİYETİNİ KAYBETTİ

PKK, Türkiye’nin terörle mücadele kapsamında 20 Ocak 2018’de başlattığı ZDH’ye karşılık vermek amacıyla Ocak-Mart döneminde gerek yurt içinde gerekse Irak’ın kuzeyinde çok sayıda saldırı düzenlemeyi planlamıştır. Fakat Afrin bölgesinin Mart’ın ortalarında PKK/YPG’li teröristlerden tamamen arındırılması ve güvenlik güçlerinin yurt içinde ve Irak’ın kuzeyindeki PKK unsurlarıyla mücadelede etkin tavır sergilemesi gibi etkenler örgütün bahar aylarında amaçladığı “saldırı” stratejisinin önünü kesmiştir. Yurt içine Kuzey Irak’a ve Avrupa’ya yönelik gerçekleştirilen operasyonlar, güvenlik güçlerinin operasyon kapasitesindeki pozitif ivmeye işaret etmektedir. Neticede bu durum terör örgütünün yönetici kadrosundan eksilmeleri ve saldırı kabiliyetindeki daralmayı da beraberinde getirmiştir.

DÖVİZ KURU ÜZERİNDEN OPERASYONDA BAŞARILI OLAMADILAR

Türkiye 2018’de ekonomik göstergelerle açıklanması çok da mümkün olmayan döviz kuru hareketleri yaşadı. Türkiye ekonomisinin son iki yıl içinde beş önemli finansal saldırı dalgası yaşadığı söylenebilir. Bunlardan Kasım 2016, Ocak 2017, Ekim-Kasım 2017’de gerçekleşen ilk üçü –haddizatında önemli finansal saldırılar olmalarına rağmen– Mayıs 2018 ve Ağustos 2018’de gerçekleşen son iki finansal saldırıya kıyasla etki olarak düşüktü. Ağustos 2018’deki finansal saldırı ise Mayıs’takini dahi gölgede bırakacak ölçüde şiddetli oldu. Son yıllarda küresel ekonomide yaşananlar gelişmekte olan ülkeleri de etkilemektedir. Kur şoku sonrası alınan tedbirlerle birlikte ekonomik dengelenmede başarı sağlanmıştır.

2018 ENERJİDE SIÇRAMA YILI OLDU

Türkiye’nin yerli ve milli enerji politikalarının hem ekonomi hem de siyasete olan yansımaları 2018’de de sürmüştür. 2018 geride bırakılırken Türkiye’de enerji alanında hayata geçirilen projelerin başında TANAP, TürkAkım, Akkuyu Nükleer Enerji Santrali, petrol ve doğal gaz arama çalışmaları, depolama kapasitesinin artırımıyla ilgili faaliyetler ve yenilenebilir enerji bağlamında yaşanan gelişmeler gelmektedir. Türkiye bir yandan söz konusu projelerle dünya genelinde adından söz ettirirken diğer yandan bulunduğu coğrafya gereği ekonomik ve politik gerginliklerin merkezinde bulunmaktadır.

MİLLİ EĞİTİMDE 2023 VİZYONU AÇIKLANDI

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk yıl içerisinde “2023 Eğitim Vizyon Belgesi”ni açıkladı. Metin, niyet ve irade beyanı, yol haritası sunması, belli kavramsallaştırmalar ve eğitimin ana sorunlarını yazılı bir metinde tespit etmesi bakımından önemlidir. Ayrıca eğitim paydaşlarından neler beklenilmesi gerektiği noktasında yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Belgenin temel felsefesini iki husus belirlemektedir: İlki insan odaklılık iken ikincisi milli manevi değerlerle evrensel değer, kazanım ve gelişmeleri beraber sentezleyebilmektir.

2018 ve geçmiş yıllara ait Türkiye yıllıklarına bir arada göz atmak ve indirmek için SETA’nın Türkiye Yıllığı sayfasını burayı tıklayarak ziyaret edebilirsiniz.

SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran (sağda) ve gazeteci İsa Tatlıcan.
SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran (sağda) ve gazeteci İsa Tatlıcan.

2019’DAKİ ULUSLARARASI GELİŞMELER TÜRKİYE EKONOMİSİNE OLUMLU YANSIYACAK

“2018 Türkiye Yıllığı”na imzasını atan SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran 2019 yılından beklentileri SABAH’tan İsa Tatlıcan’a anlattı:

2019 Türkiye’nin Ortadoğu politikası için kritik bir yıl. Türkiye’nin Suriye meselesinde kazanımlarını artırması beraberinde bölgesel caydırıcılığı ve iş birliği imkanlarını da artıracağı anlamına geliyor. Dolayısıyla 2019’un dış politikada Ortadoğu özelinde kazanım yılı olması şaşırtıcı olmayacaktır.

Tabii bunun için Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yapacağı operasyonun hedeflerinin hem ABD’yle hem Rusya’yla müzakerelerle koordine edilmesi gerekecek. Bu süreçte Türkiye’nin istediklerini alması için kararlı tavrı belirleyici olacaktır ancak hem Washington’ın hem Moskova’nın Türkiye’nin alanını sınırlı tutmak isteyeceklerini göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Öte yandan Türkiye-Rusya ilişkileri 2019’a iyimser bir şekilde giriyor. Bu iyimserliği teyit edecek konu başlıkları risk oluşturabilecek başlıklara göre daha fazla. Özellikle Suriye konusunda varılabilecek kapsamlı bir barış için yol haritası her iki ülkenin aktif çabalarıyla mümkün olabilir ve iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştırabilir.

Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkilerinin daha rasyonel bir zemine oturması 2019’da ekonomiye olumlu yansıyacaktır. Dış politika belirsizliklerinin azalması döviz kurunun istikrara kavuşmasına katkı sağlayacaktır. Mart ayındaki yerel seçimler sonrasında uzun bir süre takvimde seçim olmaması da Türkiye ekonomisi için bir başka pozitif gelişmedir.

Cumhur İttifakı en büyük meydan okumayı hasarsız atlatarak süreçten güçlenerek çıktı ve yerel seçimlere tam bir koordinasyon içerisinde giriyor.

[Sabah, 31 Aralık 2018, röportaj: İsa Tatlıcan]

Etiketler: