Karahan19

Yurtdışında Yatırımın Cazibesi

İçeriye yatırım çekme isteğimiz mütemadiyen sürerken, sınırların dışına taşma girişimlerimiz de şüphesiz yerinde durmuyor.

İçeriye yatırım çekme isteğimiz mütemadiyen sürerken, sınırların dışına taşma girişimlerimiz de şüphesiz yerinde durmuyor. Nitekim şirketlerimizin yurtdışı yatırımlara olan ilgisi, geçtiğimiz süre zarfında yukarı yönlü bir trend izledi. Bu bağlamda gerek sıfırdan yapılan gerekse satın alma ve birleşmelerden hâsıl olan yatırımlarımız, hatırı sayılır bir yekûn yaptı. Bu ilginin arka planında ise, pazar potansiyelinden daha iyi istifade etmek de var, maliyet avantajı edinme güdüsü de… Ve bu kapsamda, ülkelerin mevzuat altyapısından know-how transferi imkânlarına kadar uzanan çeşitli sebepler saymak mümkün.

İşte DEİK de, farklı coğrafyaların bu çerçevede şekillenen yatırım cazibesini değerlendirmek amacıyla ilk kez geçtiğimiz yıl oluşturduğu Yurtdışı Yatırım Endeksi’nin 2017 versiyonunu önceki gün kamuoyuna sundu. Açıklanan endeks sonuçları, yüksek, orta ve düşük olarak kategorize edilmiş gelir sınıfları kapsamında, ilgili ülkelerin Türk yatırımları açısından çekiciliğini değerlendiriyor.

O halde taze endeks ne gibi mesajlar veriyor, kısaca bakalım derim.

Öncelikle geniş bir bakış açısıyla ele aldığımızda, endeks puanlamalarında en yüksek gelirli ülkelerin gözle görülür bir üst performans gösterdiğini fark etmek açıkçası şaşırtmıyor. Nitekim Avrupa ülkeleri ve ABD ağırlıklı söz konusu görünüm, yatırım istatistiklerimizin ortaya koyduğu gerçekleri yansıtıyor.

Cazibeyi ülkeler bazında incelersek de, öne çıkan neticeleri şu şekilde özetlemek mümkün:

*Bir kere ABD’nin, 2017 Endeksi’nde de açık ara liderliğini sürdürdüğü gözleniyor. Hem diğer gelişmiş birçok ülkeye nazaran derli toplu ilerleyişi hem de mevzuatından teşviklerine kadar uzanan çekiciliğiyle, anlaşılan o ki; ABD yatırımlar için güven aşılamaya devam ediyor.

*En yüksek gelirli ülkeler listesinde ABD 1. gelmekle birlikte, aslında ilk 15 sıranın 12’sini Avrupalılar kaplıyor. Bu bağlamda Almanya ve İngiltere, ABD’nin hemen peşi sıra gelen ve bu yıl yerini yükseltmiş adresler. Bu iki ülke de, ekonomik güç ve iklimin yatırımlar için ne derece önemli olduğunu anlatan örnekler diyerek özet geçeyim.

*Diğer önde gelen zengin pazarlar arasında ise, Hollanda ve İsveç bu yıl da endekste ilk 5’te kalmayı sürdürüyor. Burada ilk 15 kapsamında ABD’nin yanı sıra Avrupalı olmayan diğer iki lokasyon ise, Katar ve Kanada.

*Endeksin orta sınıfta değerlendirdiği ülkeler arasında ise Çin ilk sıradaki gücünü korurken, ona aynı puanla yetişen Çek Cumhuriyeti’nin basamak tırmandığı anlaşılıyor. 2017 Endeksi’nin bu kategorisinde Rusya’nın da 3. olarak konumlandığı gözleniyor.

*Orta seviyedeki bu grup, Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Estonya gibi Doğu Avrupa pazarlarına da dikkat çekiyor. Aslına bakarsanız, daha zengin kategoride gözlenen Avrupa hâkimiyeti, bu seviyede de bölgesel olarak göze çarpıyor diyebilirim. Bu kapsamda ilk 15’te Avrupa topraklarından ırak nereler var diye baktığımızda ise, Çin’in dışında Kazakistan, Malezya, Umman ve Şili gibi birkaç ülkeye rastlamak mümkün.

*Son olarak 3. ve son gruba ayrılmış ülkeleri de incelersek, ilk 3’te Azerbaycan, Endonezya ve Etiyopya’yı görüyoruz. Üstelik bu pazarların, ortak bir özellik olarak, sıralamada tırmanış kaydettikleri anlaşılıyor. Özellikle de Etiyopya’nın 2016 Endeksi’nde aşağılarda konumlanırken, bu kez ait olduğu grubun tepelerine gelmiş olması dikkat çekiyor.

*Söz konusu sınıfta ikinci 3’ü ise, İran, Mısır ve Gürcistan oluşturuyor. Yine bu kategoride yer alan Hindistan ise, rakiplerinin gölgesinde basamak düşmüş gözüküyor.

Şöyle bir genel değerlendirme yapacak olursak da, yakın coğrafyada Batı Avrupa’nın halen favori olduğunu, üstelik kıtanın yükselen doğu tarafının da giderek çekici hale geldiğini ifade etmek mümkün. Burnumuzun dibindeki diğer cephe olan Ortadoğu’daki karmaşanın devam ediyor olmasının ise, buradaki cazibeyi nispeten düşük tuttuğu gözleniyor. Öte taraftaki Avrasya’da ise, Rusya ile ilişkilerin onarılmasının etkiler yansıtacağı düşünülürken, bunun bölgesel anlamda da kritik bir belirleyici olduğunu belirtmek gerekiyor.

Biraz daha ötelere açıldığımızda ise, cazibenin mesafe tanımadığına en iyi örnek olarak, endeksin zirvesinde duran ABD’den zaten bahsettim. Amerika’nın güneyindeki vaziyet ise hala zayıfken, Asya-Pasifik ve Afrika bölgelerinin de endeksin üst kısımlarında ancak sayılı ülkeyle temsil edildiği göze çarpıyor. Bu noktada elbette söz konusu bazı ülkelerdeki iş yapma ortamı da, önemli ölçüde etkili… Örneğin Etiyopya’nın tırmanış yapmasında, hukuki düzenlemelerinden altyapısına uzanan çeşitli alanlarda kaydettiği iyileşmelerin hissedilir etkisi var. Bunun yanı sıra, Afrika başta olmak üzere, belli başlı coğrafyalarda finansmana erişimde yaşanan zorluklar da yatırımcının iştahını kesebiliyor. Sonuç olarak, tüm ilgili faktörler dâhilindeki risk ve fırsatlar, varılacak adresin çekiciliğini, farklı ağırlıklar çerçevesinde ölçerek belirlemeye devam ediyor.

[Yeni Şafak, 19 Mayıs 2017]

Etiketler: