Yusuf Özkır

Kriter Dergisi Yayın Koordinatörü
2003 yılında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı’nda ‘Medyada Filistin Haberlerinin Aktarılma Biçimi’ başlıklı tez çalışmasıyla tamamladı. Doktora çalışmasını, ‘Hürriyet Gazetesi’nin Tarihi, Genel Yayın Politikası ve Kimliği’ üzerine yaptı. Türkiye’de medyanın yapısal dönüşümü, medyatik zihniyet, köşe yazarlığı, medya-siyaset ilişkisi ve sosyal medyanın toplumsal olaylara etkisi gibi alanlarda çalışmaktadır. İstanbul Medipol Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünde ‘Yrd. Doç. Dr.’ olarak akademik hayatını sürdüren Özkır, SETA'’da Araştırmacı olarak çalışmaktadır.
  • 24 Haziran için son bir haftaya girilirken AK Parti ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taban desteğinin geniş bir konsensüse yaslanmış olmasından dolayı avantajlı durumda. Kararsız seçmenin genel oy verme eğiliminde ekonomi, güven, istikrar ve rasyonel vaatler gibi somut beklentilerin rol oynaması, kararsızları AK Parti ve Erdoğan’a yaklaştırmış durumda.
  • Dört benzemezin aralarındaki çıkar birlikteliğinin merkezinde Erdoğan karşıtlığı olduğu kesin. Fakat bu bir vaat değil. Bir program değil. Öfke üzerine kurgulanmış bir senaryo. Yıkımı öneriyor. Birlikte neyi yapacaklarına dair tek bir ortak önerileri yok. Mesela FETÖ ile nasıl mücadele edilecek ve bu mücadele esnasında Batılı ülkeler mevcut tutumlarında ısrar ederlerse ne yapacakları konusunda bir öneri yok.
  • AK Parti kurulduğu 14 Ağustos 2001’den sonra girdiği ilk seçim öncesinde 3Y yani yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar ile mücadele edeceğini vurgulayarak seçmenin karşısına çıkmıştı. Gelinen noktada AK Parti’nin 16 yıllık hükümet etme dönemlerinde en başarılı olduğu alanlardan birinin yasaklarla mücadele olduğunu söylemek gerekir.
  • Aslında Erdoğan karşıtlığının büyük ölçüde Türkiye karşıtlığını örtmenin yöntemlerinden biri olarak kullanıldığını belirtmek gerekir. 24 Haziran seçimlerine verilen ilk tepkilerde böylesi yoğun bir eleştirel dilin kullanılması, Batı medyasının seçim yaklaştıkça giderek daha hırçın ve saldırgan bir aşamaya geçeceğinin işaretidir.
  • AA’nın 98 yıl boyunca elde ettiği birikimi somut bir şekilde harekete geçirmiş olması, özellikle küresel düzlemde dengelerin yeniden hesaplanmasını gerektirecek bir haberciliğin işareti olarak okunabilir.