Turgay Yerlikaya

Araştırmacı, Toplum ve Medya Araştırmaları, İstanbul
Lisans eğitimini 2012’de Kocaeli Üniversitesi’nde tamamlayan Turgay Yerlikaya yüksek lisansını 2014’te “Türk Medyasında Self-Oryantalizm” başlıklı tezle Marmara Üniversitesinde tamamladı. 2018 yılında Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde hazırladığı "Toplumsal Hareketler ve Sosyal Medya İlişkisi: Gezi Parkı ve Tahrir Meydanı Örnekleri" başlıklı tez çalışmasıyla Doktor ünvanını almaya hak kazanmıştır. SETA Toplum ve Medya Araştırmalarında Araştırmacı olarak çalışan Yerlikaya Toplumsal Hareketler, Sosyal Medya, Oryantalizm, İslamofobi ve Basın Özgürlüğü alanlarında çalışmaktadır.

Direktörlük

  • İnternetin getirdiği imkanların yanı sıra büyük tehditlerin de kaynağı olması bu alanın regüle edilmesini kaçınılmaz kılmıştır. Bu nedenle başta Almanya olmak üzere Fransa ve İngiltere gibi ülkeler sosyal medya platformları ve internet üzerinden yayın yapan mecraların denetimi konusunda öncü adımlar atmışlardır.
  • Uluslararası meselelerde Türkiye’nin izlediği politikaların gerçeklerle bağdaşmayan iddia ve ithamlara konu olması, hiç kuşkusuz Türkiye’nin bağımsız dış politika anlayışının sonucudur.
  • Kitle iletişim araçları tarihin her döneminde "gündem oluşturma" (agenda setting) açısından önemli bir etkiye sahip olmuştur. İktidar ya da muhalefetin bütün bileşenleri bu anlamda ya medyayı kontrol etmek istemişler ya da medya sahipleri ile iyi ilişkiler geliştirmişlerdir. Geleneksel medyanın tek yönlü bilgi akışı ve içeriğin filtrelenmesi sürecindeki formel bürokrasi bu anlamda iktidarı kullanmak isteyen aktörlerin işlerini de kolaylaştırmıştır. Nitekim medyaya sahip olan aktörler içeriği diledikleri biçimde üretmekte ve kendi pozisyonlarının savunuculuğunu sahip olduğu araçlar ile tahkim etmektedirler.
  • Son on yılda ortaya çıkan ve çeşitli sıfatlarla (yandaş) itibarsızlaştırılmaya çalışılan medyadaki dönüşüm, esasında ana akımdaki aktörel değişimin yarattığı huzursuzluklar olarak görülebilir. Geçtiğimiz yıllarda önemli medya organlarında yönetici ve yazar olan kimselerin bugün kendi blog ya da internet sitelerinde yazmaları hiç kuşkusuz önemli bir değişimdir.
  • Uzun bir süredir siyasetin gündeminde olan ve partiler arasında konsensüsün sağlanamadığı sosyal medya düzenlemesi, ittifaklar arası tartışmalarda da bir bölünme yaratmış durumda. "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un meclise gelmesi (28 Temmuz Salı) ve kabul edilmesi aşamasında (29 Temmuz Çarşamba) özellikle CHP, HDP ve TKP'nin ağır eleştirileri söz konusu olmuştur.
  • Kitap, PKK’nın hem kendi medya mecralarını nasıl kullandığını ve buralarda ürettiği propaganda faaliyetlerini hem de diğer kitle iletişim araçları ile kurduğu sofistike iletişim biçimlerini açığa çıkarmaktadır. Bu anlamda sadece PKK’nın doğrudan kullandığı iletişim kaynaklarıyla sınırlı kalınmamış aynı zamanda terör örgütünün uluslararası basındaki temsillerini medyatikleştirme olgusu da irdelenmiştir.
  • Bu kitap, Türkiye'de basın özgürlüğü tartışmalarını yeni bir bağlama taşımak, basın özgürlüğünü siyasi amaçlar için araçsallaştıran tutuma alternatif sunmak, Türkiye'de basın özgürlüğü önündeki yapısal problemleri resmetmek amacını taşımaktadır.
  • Bu raporda manipülasyonun ne olduğu ve sosyal ağlar üzerinden nasıl gerçekleştirildiği farklı boyutlarıyla incelenmektedir. Raporda Türkiye’de 31 Mart 2019 tarihinde gerçekleşecek yerel seçimler öncesinde yalan haber etkisi ve şüpheli içerikler üzerine bir durum değerlendirmesi yapılmaktadır.
  • İnternetin getirdiği imkanların yanı sıra büyük tehditlerin de kaynağı olması bu alanın regüle edilmesini kaçınılmaz kılmıştır. Bu nedenle başta Almanya olmak üzere Fransa ve İngiltere gibi ülkeler sosyal medya platformları ve internet üzerinden yayın yapan mecraların denetimi konusunda öncü adımlar atmışlardır.
  • Uluslararası meselelerde Türkiye’nin izlediği politikaların gerçeklerle bağdaşmayan iddia ve ithamlara konu olması, hiç kuşkusuz Türkiye’nin bağımsız dış politika anlayışının sonucudur.
  • Kitle iletişim araçları tarihin her döneminde "gündem oluşturma" (agenda setting) açısından önemli bir etkiye sahip olmuştur. İktidar ya da muhalefetin bütün bileşenleri bu anlamda ya medyayı kontrol etmek istemişler ya da medya sahipleri ile iyi ilişkiler geliştirmişlerdir. Geleneksel medyanın tek yönlü bilgi akışı ve içeriğin filtrelenmesi sürecindeki formel bürokrasi bu anlamda iktidarı kullanmak isteyen aktörlerin işlerini de kolaylaştırmıştır. Nitekim medyaya sahip olan aktörler içeriği diledikleri biçimde üretmekte ve kendi pozisyonlarının savunuculuğunu sahip olduğu araçlar ile tahkim etmektedirler.
  • Son on yılda ortaya çıkan ve çeşitli sıfatlarla (yandaş) itibarsızlaştırılmaya çalışılan medyadaki dönüşüm, esasında ana akımdaki aktörel değişimin yarattığı huzursuzluklar olarak görülebilir. Geçtiğimiz yıllarda önemli medya organlarında yönetici ve yazar olan kimselerin bugün kendi blog ya da internet sitelerinde yazmaları hiç kuşkusuz önemli bir değişimdir.
  • Uzun bir süredir siyasetin gündeminde olan ve partiler arasında konsensüsün sağlanamadığı sosyal medya düzenlemesi, ittifaklar arası tartışmalarda da bir bölünme yaratmış durumda. "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un meclise gelmesi (28 Temmuz Salı) ve kabul edilmesi aşamasında (29 Temmuz Çarşamba) özellikle CHP, HDP ve TKP'nin ağır eleştirileri söz konusu olmuştur.
  • Sosyal medyaya ilişkin düzenlemeleri içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Peki, sosyal medyada yeni düzenleme nasıl olacak? Yasa hangi yenilikleri getiriyor? Sosyal medyada “unutulma hakkı” nasıl olacak? SETA Araştırmacısı Dr. Turgay Yerlikaya tüm merak edilenleri AKŞAM TV'ye anlattı.