Nurullah Gür

Ekonomi Araştırmaları Direktörü
2006 yılında Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun oldu. Aynı bölümden 2008 yılında yüksek lisans derecesini aldı. Doktora derecesini 2012 yılında University of Essex’den aldı. Gür, halen İstanbul Medipol Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam etmektedir. Ekonomik gelişme, finans-reel sektör ilişkisi ve uluslararası politik iktisat alanlarında çeşitli uluslararası dergilerde yayınları bulunmaktadır.

Direktörlük

  • Bu kitap AK Parti döneminde Türkiye ekonomisinin yaşamış olduğu bu dönüşümü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Kitap ekonomik reformlar, dış ticaret, enflasyon, maliye politikası, finans sistemi, sosyal harcamalar, altyapı yatırımları, enerji ve dış yardımlar gibi kritik alanlarda yaşanan değişimi mercek altına almaktadır.
  • Bu çalışma küresel ekonomik kriz sonrası hız kazanan ekonomik korumacılık ve sınai-teknolojik modernizasyon yarışı tarafından şekillendirilen küresel dönüşümü incelemektedir.
  • Bu kitap; Yunanistan’daki ekonomik krizin kökenlerini, mevcut etkilerini ve olası etkileri ayrıntılı bir şekilde incelemektedir.
  • Gelişmiş ülke olma potansiyeli taşıyan, bazı alanlarda benzer sorunları ve hedefleri olan Türkiye ve Çin’in ekonomik ve ticari ilişkilerini güçlendirebilecek birçok alanın olduğu ortada.
  • Hindistan rüzgar türbini üretiminde önemli küresel markalara sahip. Bu alanda Hintli şirketleri Türkiye'ye yatırım yapmaya yönlendirmek Almanya'ya olan yüksek bağımlılığımızın azalmasını sağlayabilir.
  • Bir ülkenin sosyal ve kültürel kodları siyasi istikrarı sağlamada ve öngörülebilir politikaları sunmada hangi sistemi daha başarılı kılıyorsa, o sistem ülkenin ekonomik gelişmesi açısından faydalıdır.
  • Türkiye ekonomisini şu an yaşadığımız tarzda dış şoklara karşı daha güçlü hale getirmek için yabancı sermayeye olan bağımlılığımızı azaltmamız lazım.
  • Resim Yok
    Kur savaşı ile ticaret rekabetinde kendilerine daha avantajlı bir pozisyon sağlamayı hedefleyen ülkeler, bu yolla ulusal paralarının değerini düşürerek ihracatlarını artırmaya çalışıyor. Bu politika “rekabetçi devalüasyon” olarak adlandırılıyor.