Kadir Üstün

Washington D.C. Koordinatörü
Lisans öğrenimini İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü,yüksek lisansını ise Bilkent Üniversitesi Tarih Bölümü’nde tamamlayan Kadir Üstün, Columbia Üniversitesi Ortadoğu, Güney Asya ve Afrika Çalışmaları (MESAAS) Bölümü’nde doktora eğitimini tamamlamıştır Dr. Üstün, Columbia ve George Mason Üniversitelerinde Ortadoğu Tarihi, İslam Tarihi, Batı Medeniyeti Tarihi ve Küreselleşme konularında dersler vermiştir. Çeşitli SETA yayınlarına katkıda bulunan Üstün'ün çalışmaları Insight Turkey, Al Jazeera English, Daily Sabah, Hurriyet Daily News ve Mediterranean Quarterly gibi yayın organlarında yer almıştır. Dr. Üstün History, Politics and Foreign Policy in Turkey, Change and Adaptation in Turkish Foreign Policy ve Politics and Foreign Policy in Turkey:Historical and Contemporary Perspectives adlı kitapların editörleri arasındadır. Halen Insight Turkey Dergisi’nin asistan editörlüğünü yapmakta olan Üstün, 2015 Mart ayından beri SETA Washington koordinatörlüğü görevini yürütmektedir.
  • 2024'te tekrar başkan adayı olma opsiyonunu da açık tutan Trump, hep kazanan, yenilgiyi asla kabul etmeyen, Washington geleneklerini kıran, sonuna kadar savaşan ve müesses nizamın karşı çıkmasına rağmen verdiği sözünü tutan başkan olarak kendi marka değerini koruma derdinde.
  • SETA DC Genel Koordinatörü Kadir Üstün, Kafkasya'daki gelişmeler ve ABD'nin tutumuna dair değerlendirmelerde bulundu.
  • Başkan Trump seçimi kaybederse ülkenin Trumpçılığı reddettiğini söylemek mümkün olmayacak. Aksine Trumpçı tavrın siyasi bir olgu haline geldiğini ve Trump'ın da Cumhuriyetçi Parti'nin geleceğinde söz sahibi olacağını söyleyebiliriz.
  • 3 Kasım başkanlık seçiminin ABD'nin yeni bir başkan seçmesinin ötesinde sonuçları olacağı aşikar. Ne Trump'ın ne de Biden'ın kampanyasında ABD'nin küresel rolü ciddi bir tartışma konusu olarak öne çıkmadı. Covid-19, ekonomik resesyon ve ırkçılık gibi konular bütün gündemi işgal ederken Amerikan dış politikasının belki de en az konuşulduğu kampanya dönemlerinden birini yaşadık. Bunun rastlantı olmadığını ve aslında her iki adayın da savaşlardan ve küresel angajmanlardan bıkkın bir seçmen kitlesine hitap ettiğini hatırlamak gerekiyor. Ancak Trump'ın temsil ettiği ulusalcı popülizmle Biden'ın temsil ettiği enternasyonalist liberalizmin ABD'nin dünya siyaseti için çok farklı sonuçlar doğuracağı aşikar.
  • 3 Kasım'da ABD'nin dünya liderliği iddiasının devam edip etmeyeceği ve ulus devlet modeline doğru evrilip evirilmeyeceğinin kararı verilecek. Seçmen bir yandan Trump'ın pandemiyi iyi yönetip yönetmediğine, ekonomik çöküşten sorumlu olup olmadığına, ırkçılık meselesinde sorumlu davranıp davranmadığına karar verirken diğer yandan da Amerikan ulusalcı popülizminin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek.
  • 2019’un öne çıkan bütün gelişmeleri bu yıllıkta analiz edildi. Alanında uzman araştırmacılar tarafından hazırlanan '2019’da Türkiye' Türkiye’yi anlamak için önemli bir başvuru kaynağı.
  • 2019’un öne çıkan bütün gelişmeleri bu yıllıkta analiz edildi. Alanında uzman araştırmacılar tarafından hazırlanan '2019’da Türkiye' Türkiye’yi anlamak için önemli bir başvuru kaynağı.
  • Erol A.Cebeci, Kadir Üstün ve Kılıç Kanat’ın hazırladığı çalışmada, ABD’nin çıkarlarındaki devamlılıklarla yeni yönetimin yaratacağı farklılıklar bir arada analiz ediliyor.
  • 2024'te tekrar başkan adayı olma opsiyonunu da açık tutan Trump, hep kazanan, yenilgiyi asla kabul etmeyen, Washington geleneklerini kıran, sonuna kadar savaşan ve müesses nizamın karşı çıkmasına rağmen verdiği sözünü tutan başkan olarak kendi marka değerini koruma derdinde.
  • Başkan Trump seçimi kaybederse ülkenin Trumpçılığı reddettiğini söylemek mümkün olmayacak. Aksine Trumpçı tavrın siyasi bir olgu haline geldiğini ve Trump'ın da Cumhuriyetçi Parti'nin geleceğinde söz sahibi olacağını söyleyebiliriz.
  • 3 Kasım başkanlık seçiminin ABD'nin yeni bir başkan seçmesinin ötesinde sonuçları olacağı aşikar. Ne Trump'ın ne de Biden'ın kampanyasında ABD'nin küresel rolü ciddi bir tartışma konusu olarak öne çıkmadı. Covid-19, ekonomik resesyon ve ırkçılık gibi konular bütün gündemi işgal ederken Amerikan dış politikasının belki de en az konuşulduğu kampanya dönemlerinden birini yaşadık. Bunun rastlantı olmadığını ve aslında her iki adayın da savaşlardan ve küresel angajmanlardan bıkkın bir seçmen kitlesine hitap ettiğini hatırlamak gerekiyor. Ancak Trump'ın temsil ettiği ulusalcı popülizmle Biden'ın temsil ettiği enternasyonalist liberalizmin ABD'nin dünya siyaseti için çok farklı sonuçlar doğuracağı aşikar.
  • 3 Kasım'da ABD'nin dünya liderliği iddiasının devam edip etmeyeceği ve ulus devlet modeline doğru evrilip evirilmeyeceğinin kararı verilecek. Seçmen bir yandan Trump'ın pandemiyi iyi yönetip yönetmediğine, ekonomik çöküşten sorumlu olup olmadığına, ırkçılık meselesinde sorumlu davranıp davranmadığına karar verirken diğer yandan da Amerikan ulusalcı popülizminin kalıcı olup olmayacağını belirleyecek.
  • 3 Kasım başkanlık seçimine yaklaşırken seçimlerde oy verme oranının tarihi seviyelerde olması bekleniyor. Bazı tahminlere göre 150 milyon civarında oy kullanılması bekleniyor ki yüzde 65 oy kullanma oranına tekabül eden bu rakam 3 Kasım'ı katılımın en yüksek olduğu seçimlerden biri yapar. 1980'lerden beri seçime katılma oranının yüzde 49 ila yüzde 57 arasında değiştiği göz önünde bulundurulduğunda önümüzdeki seçimlerde katılımın modern zamanların rekorunu kırması muhtemel. Seçimlere ilginin bu kadar yüksek olmasının en önemli nedenleri arasında koronavirüs (Covid-19), toplumsal kutuplaşma, ırkçılık karşıtı protestolar ve ekonomik resesyon gibi konular bulunuyor.