İsmail Numan Telci

İsmail Numan Telci

Araştırmacı, Dış Politika, Ankara
İsmail Numan Telci lisans eğitimini 2006 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, yüksek lisansını da 2008 yılında Almanya’da Hochschule Bremen’de Avrupa Çalışmaları alanında tamamladı. 2009 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde doktora çalışmalarına başlayan Telci, “Mısır’da Devrim ve Karşı-Devrim Sürecinde İç ve Dış Aktörlerin Rolü: 2011-2015” başlıklı tezini 2015’in Kasım ayında tamamladı. Doktora araştırması kapsamında 2012-2013 akademik yılında Kahire Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yapan Telci’nin “Mısır Devrimi Sözlüğü” kitabı 2013 yılında yayınlandı. Halen Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü’nde müdür yardımcılığı görevini yürüten Telci, aynı zamanda Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. SETA Dış Politika Araştırmaları masasında Araştırmacı olarak görev yapan İsmail Numan Telci’nin araştırma alanları arasında Mısır siyaseti, Mısır’daki toplumsal hareketler, Körfez ülkelerinin dış politikaları, Arap devrimleri ve devrim teorileri yer almaktadır. Telci, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi'nin ve www.misirbulteni.com internet sitesinin editörlüğünü yürütmektedir.

Direktörlük

  • Radikal eğilimler Sincan Uygur Özerk bölgesindeki Müslümanların dini inanışları ile zıt bir doğaya sahip olduğundan bölge halkı bu eğilimlere büyük oranda kapalıdır. Dolayısıyla Çin hükümetinin iddiasının aksine bölgede radikalleşme potansiyeli çok sınırlı kalmakta ve geniş kitlelere yayılma ihtimali bulunmamaktadır.
  • Mısır'da şeffaf ve demokratik seçim süreçlerinin olmadığı göz önünde bulundurulduğunda yeni yapılan anayasa değişikliklerinin Sisi’nin hayatta olduğu sürece cumhurbaşkanlığı görevine devam etmesini mümkün kıldığı söylenebilir.
  • Doğu Akdeniz bölgesi son dönemde Türkiye’nin yakın çevresinde önemli gelişmelere sahne oluyor. Bu durumun başlıca se-bebi, bölgenin özellikle petrol ve doğalgaz bağlamında ciddi bir rezerv potansiyeli barındırmasının ortaya çıkması.
  • Ateşkes anlaşması Yemen’in bazı bölgelerinde çatışmaların yavaşlayacağı anlamına gelse de ülkenin tamamı için geçerli bir anlaşma olmadığından yerel ve bölgesel aktörler arasındaki mücadelenin sürmesini de engellemeyecektir. Bununla birlikte anlaşma, İran destekli Husilerin ilk kez merkezi bir cepheden geri çekilmeyi kabul etmesi bakımından da önem taşımaktadır.
  • Libya’nın geleceği dış aktörlerin müdahalesi ile değil, demokratikleşme iradesine sahip yerel grupların geniş kapsamlı müzakereleri sonucu varacakları toplumsal uzlaşıyla mümkün olacaktır. Bu açıdan değerlendirildiğinde Türkiye’nin pozisyonu Libya’da istikrarsızlığın son bulması ve demokratik bir yönetimin kurulması açısından hayati önem taşımaktadır.
  • Bu çalışmada 2011 yılında Mısır’da spontane bir şekilde başlayan devrim hareketi ve takip eden sürece odaklanılarak toplumsal ve siyasal hareketlerin yanı sıra bölgesel ve küresel aktörlerin pozisyonları derinlemesine ele alınmıştır.
  • Radikal eğilimler Sincan Uygur Özerk bölgesindeki Müslümanların dini inanışları ile zıt bir doğaya sahip olduğundan bölge halkı bu eğilimlere büyük oranda kapalıdır. Dolayısıyla Çin hükümetinin iddiasının aksine bölgede radikalleşme potansiyeli çok sınırlı kalmakta ve geniş kitlelere yayılma ihtimali bulunmamaktadır.
  • Mısır'da şeffaf ve demokratik seçim süreçlerinin olmadığı göz önünde bulundurulduğunda yeni yapılan anayasa değişikliklerinin Sisi’nin hayatta olduğu sürece cumhurbaşkanlığı görevine devam etmesini mümkün kıldığı söylenebilir.
  • Doğu Akdeniz bölgesi son dönemde Türkiye’nin yakın çevresinde önemli gelişmelere sahne oluyor. Bu durumun başlıca se-bebi, bölgenin özellikle petrol ve doğalgaz bağlamında ciddi bir rezerv potansiyeli barındırmasının ortaya çıkması.
  • Ateşkes anlaşması Yemen’in bazı bölgelerinde çatışmaların yavaşlayacağı anlamına gelse de ülkenin tamamı için geçerli bir anlaşma olmadığından yerel ve bölgesel aktörler arasındaki mücadelenin sürmesini de engellemeyecektir. Bununla birlikte anlaşma, İran destekli Husilerin ilk kez merkezi bir cepheden geri çekilmeyi kabul etmesi bakımından da önem taşımaktadır.
  • Libya’nın geleceği dış aktörlerin müdahalesi ile değil, demokratikleşme iradesine sahip yerel grupların geniş kapsamlı müzakereleri sonucu varacakları toplumsal uzlaşıyla mümkün olacaktır. Bu açıdan değerlendirildiğinde Türkiye’nin pozisyonu Libya’da istikrarsızlığın son bulması ve demokratik bir yönetimin kurulması açısından hayati önem taşımaktadır.
  • Mısır'da 2013’teki darbenin ardından iktidara gelen Sisi rejimi, ekonomik anlamda kötü gidişi engelleyemediği gibi yanlış dış politika tercihlerden dolayı ülkeyi bölgesel düzeyde pasif bir aktör haline getirdi.
  • Mısır, 2011'deki devrimin ilk dönemlerinde belirlenen hedeflerin çok uzağında. 2013'teki darbenin ardından geçen beş yıllık sürecin ülkeyi devrim öncesindeki baskıcı dönemlere geri götürdüğü ise şüphesiz