İsmail Çağlar

Toplum ve Medya Araştırmaları Direktörü
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde lisans eğitimini bitiren İsmail Çağlar, yüksek lisans ve doktorasını Hollanda Leiden Üniversitesi’nde yaptı. İstanbul Medeniyet Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde öğretim üyesi olan Çağlar, aynı zamanda SETA’da Medya ve İletişim Araştırmaları Direktörü olarak çalışmıştır. Şu anda SETA İstanbul Genel Koordinatör Yardımcısı olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İlgi alanları arasında medya-siyaset ilişkileri, sosyal tarih, modernleşme ve din-devlet ilişkileri bulunmaktadır.

Direktörlük

  • Bu kitap, Türkiye’de basın özgürlüğü tartışmalarını yeni bir bağlama taşımak, basın özgürlüğünü siyasi amaçlar için araçsallaştıran tutuma alternatif sunmak, Türkiye’de basın özgürlüğü önündeki yapısal problemleri resmetmek amacını taşımaktadır.
  • 2016 birçok yönden Türkiye için bir dönüm noktası olmuş dolayısıyla medya gündeminin hızı hiç yavaşlamamıştır. İç politika, uluslararası ilişkiler ve toplumsal alanda ciddi değişimlerin olduğu 2016 yılının en önemli olayı kuşkusuz 15 Temmuz darbe girişimidir.
  • Önce yapmanız gereken bir şey var. O da Erdoğan takıntısından kurtulmak. Türkiye'yi gelecek yüzyıllara taşıyacak bir yönetim sistemi değişikliğini konuşuyoruz; Erdoğan'ın şahsını değil.
  • Bugün AK Parti etrafındaki tartışmalar partinin kimliği ve parti tabanının kimlerden oluştuğu üzerinde odaklanmış gözüküyor.
  • CHP ne toplumu ne de siyaseti okuyabiliyor, karşıtlığın en basit ve keskin formunu siyaset yapmak zannediyor. İşin garibi bu tutum CHP'nin oy kaybetmesine de neden olmuyor.
  • CHP seçmeni genel başkanları Kılıçdaroğlu'na Başbakan ile bir bardak çay içtiği için söylemediğini bırakmıyor. Beceriksizlikten başlayarak ihanete kadar hepsi birbirinden ağır ithamlarda bulunuyorlar.
  • 2017'de dünya siyasetinin daha fazla ısınacağını söylemek mümkün. Bu özellikle Türkiye için güzel gelişmelere gebe bir ısınma.
  • Türkiye başkanlık sistemini tartışıyor. Ülkedeki siyasi tıkanıklıklara çözüm için önerilen başkanlık sistemine, muhalefet partileriyse şiddetle karşı çıkıyor. Peki neden?