Burhanettin Duran

Genel Koordinatör
1993’te Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 1993-2001 arasında Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde yüksek lisans ve doktora çalışmalarını tamamladı. Çeşitli üniversitelerde görev yapan Duran, 2006’da doçent ve 2013’te profesör olmuştur. Halen İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesidir.
Değişik kitap ve dergilerde Türk düşünce tarihi, Türk dış politikası, İslamcılık, Avrupa, demokrasi ve sivil toplum konularını işleyen Türkçe ve İngilizce makaleleri bulunan Duran’ın 19. Dönem Parlamento Tarihi (3 cilt) başlıklı bir de kitabı yayımlanmıştır.
The Triumph of Turkish Democracy: The July 15 Coup Attempt and Its Aftermath, Türkiye’de Siyasal Sistemin Dönüşümü ve Cumhurbaşkanlığı Sistemi, İran Yaptırımları, Ortadoğu’da Devlet Dışı Silahlı Aktörler, Libya Krizi: Bölgesel ve Küresel Aktörlerin Politikaları, Doğu Akdeniz: Türkiye’nin Hakları başlıklı kitapları derlemiştir. Duran ayrıca Dönüşüm Sürecinde Türkiye, Dünya Çatışma Bölgeleri I-II, Ortadoğu Yıllığı 2008 ve 2009-2021 arasında yayımlanan Türk Dış Politikası Yıllığı başlıklı eserlerin editörleri arasındadır.
TRT 1’de “Enine Boyuna” adlı programa yorumcu olarak katkıda bulunan Duran, halihazırda SETA Genel Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. Ekim 2018’de Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi olarak atanmıştır.
  • Adaylık çekişmesiyle dağınık görüntü veren 6’lı masa bileşenleri şimdi de farklı (ve muhtemelen birbirleriyle çelişkileri olan) vizyon belgeleriyle sahneye çıkıyor.
  • Başkanlık ya da parlamenter sistem önerilerinin tartışılması elbette demokrasimize katkı verir.
  • Batı ile ilişkileri toparlamanın sağlıklı ve kalıcı yolu, Türkiye'nin yeni gerçekliğinin kabullenilmesinden geçer.
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan iki şeyi aynı anda yapıyor. Hem Esed ile 'uygun şartlarda' görüşebileceğini söylüyor hem de Suriye'nin kuzeyinde 'en uygun vakitte' PKK-YPG'ye kara operasyonu yapılacağını vurguluyor.
  • Türkiye, mevcut normalleşme politikası ile üç şeyi yapıyor. İlki, Yunanistan'ın Körfez ülkelerini ve İsrail'i Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı bir araya getirme hamlesini boşa düşürüyor. Bu da hem Türkiye'nin birlikte çalıştığı aktörleri (Azerbaycan, Katar, Libya) güçlendiriyor hem de Ankara ile çalışmaya istekli aktörleri (İtalya) çoğaltıyor. İkincisi, BAE ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin değişen güvenlik hesaplarını göz önünde bulundurarak Türkiye, savunma sanayisi kapasitesini ve aktif diplomasisini ortak menfaat alanı olarak harekete geçiriyor. Üçüncüsü, Ukrayna krizinde üstlendiği arabulucu rolü ile küresel düzlemde bir ağırlık oluşturuyor.
  • 2019 seçimleri cumhurbaşkanlığı sistemine geçişin ilk seçimleri olduğundan yeni bir siyasa yaratacak. Hem hükümet etme anlayışı değişecek. Hem de milletvekili, parti ve lider profilleri yeniden şekillenecek. Bu sebeple yazımın başlığında "cepheler" kelimesini kullandım.
  • 15 Temmuz Sonrası Türkiye | Siyaset, Hukuk, Dış Politika, Güvenlik başlığını taşıyan bu kitap alanında uzman araştırmacı ve akademisyenlerin makalelerini içermektedir. Kitapta 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında Türkiye’de meydana gelen gelişmeler ve değişimler farklı açılardan ele alınmaktadır.
  • 2009 yılında yayın hayatına başlayan Türk Dış Politikası Yıllığı, bu eser ile birlikte on üçüncü kitabına ulaştı. Alanında yetkin ve söz sahibi araştırmacıların katkı verdiği eserimiz Türk dış politikasının nabzını tutmaya devam ediyor. Dış politika gelişmelerinin yanı sıra etkileri daha geniş bir zaman aralığına uzanan konular da bağımsız makaleler kısmında inceleniyor.
  • 2009 yılında yayın hayatına başlayan Türk Dış Politikası Yıllığı, bu eser ile birlikte on ikinci kitabına ulaştı. Alanında yetkin ve söz sahibi araştırmacıların katkı verdiği eserimiz Türk dış politikasının nabzını tutmaya devam ediyor. Dış politika gelişmelerinin yanı sıra etkileri daha geniş bir zaman aralığına uzanan konular da bağımsız makaleler kısmında inceleniyor.
  • Alanında yetkin ve söz sahibi araştırmacıların katkı verdiği eserimiz bu sayısıyla da Türk dış politikasının nabzını tutmaya devam ediyor. 2019’a has dış politika gelişmelerinin yanı sıra etkileri daha geniş bir zaman aralığına uzanan konular da bağımsız makaleler kısmında inceleniyor.
  • Kitap, bölgesel ve küresel aktörlerin Libya politikalarını incelemektedir. Libya krizinin içinden geçtiği süreci ve Türkiye’nin hem sahada hem de masadaki tavrını ayrıntılı bir şekilde ortaya koyarak bu konu hakkında detaylı bilgiler vermeyi amaçlamaktadır
  • Adaylık çekişmesiyle dağınık görüntü veren 6’lı masa bileşenleri şimdi de farklı (ve muhtemelen birbirleriyle çelişkileri olan) vizyon belgeleriyle sahneye çıkıyor.
  • Başkanlık ya da parlamenter sistem önerilerinin tartışılması elbette demokrasimize katkı verir.
  • Batı ile ilişkileri toparlamanın sağlıklı ve kalıcı yolu, Türkiye'nin yeni gerçekliğinin kabullenilmesinden geçer.
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan iki şeyi aynı anda yapıyor. Hem Esed ile 'uygun şartlarda' görüşebileceğini söylüyor hem de Suriye'nin kuzeyinde 'en uygun vakitte' PKK-YPG'ye kara operasyonu yapılacağını vurguluyor.
  • Türkiye, mevcut normalleşme politikası ile üç şeyi yapıyor. İlki, Yunanistan'ın Körfez ülkelerini ve İsrail'i Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı bir araya getirme hamlesini boşa düşürüyor. Bu da hem Türkiye'nin birlikte çalıştığı aktörleri (Azerbaycan, Katar, Libya) güçlendiriyor hem de Ankara ile çalışmaya istekli aktörleri (İtalya) çoğaltıyor. İkincisi, BAE ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkelerinin değişen güvenlik hesaplarını göz önünde bulundurarak Türkiye, savunma sanayisi kapasitesini ve aktif diplomasisini ortak menfaat alanı olarak harekete geçiriyor. Üçüncüsü, Ukrayna krizinde üstlendiği arabulucu rolü ile küresel düzlemde bir ağırlık oluşturuyor.