Abdullah Erboğa

Araştırmacı , Strateji Araştırmaları, İstanbul
Beykent Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Bahçeşehir Üniversitesi Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans derecesi aldı. Halen Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsünde doktora çalışmalarına devam etmektedir. Çalışma alanları arasında Bölgesel Güvenlik, Türk Dış Politikası, Körfez Ülkeleri, ABD-Körfez İlişkileri ve Körfez Güvenliği bulunmaktadır. SETA İstanbul Strateji Araştırmaları Direktörlüğünde Araştırmacı olarak çalışmaktadır.

Direktörlük

  • SETA Strateji Araştırmacısı Abdullah Erboğa, İdlib’te Suriye rejim güçlerinin Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına yaptığı saldırı özelinde Rusya-Türkiye ilişkileri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
  • ABD ve İsrail liderlerinin Beyaz Saray'da tüm dünyaya ilan ettiği Kudüs'ü işgal planına Körfez ülkelerinin yaklaşımı konuyu yakından takip edenler için şaşırtıcı olmadı. Hem salonda hazır bulunan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Umman'ın Washington büyükelçileri hem de duyuru sonrası Körfez başkentlerinden yükselen mesajlar hemen hemen birbirine paraleldi.
  • Son zamanlarda Ortadoğu'daki hangi kriz alanına bakılsa Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bir şekilde doğrudan veya dolaylı olarak yer aldığını görmek mümkün.
  • Türkiye’nin Stratejik Silah Kapasitesi nükleer silahlar ile yapay zeka gibi yeni nesil savaş teknolojilerinin dışında kalan stratejik konvansiyonel silahlara odaklanmaktadır. Kitapta Türkiye’nin stratejik silahlar bağlamında mevcut kapasitesi, büyük güçlerin ve bölgesel aktörlerin silah sistemlerindeki gelişmişlik düzeyleri ve sahip oldukları sistemlerin envanterleri ele alınmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin silahlanma stratejisini belirleme noktasında teorik altyapının oluşturulması ve stratejik silah kapasitesini nasıl artırabileceği ile ilgili analitik değerlendirmeler de kitapta yer almaktadır.
  • SETA Strateji Araştırmacısı Abdullah Erboğa, NATO içerisindeki ülkelerin birbirleriyle olan ilişkileri ve İngiltere’deki zirve üzerine değerlendirmelerde bulundu.
  • Türkiye’nin Stratejik Silah Kapasitesi nükleer silahlar ile yapay zeka gibi yeni nesil savaş teknolojilerinin dışında kalan stratejik konvansiyonel silahlara odaklanmaktadır. Kitapta Türkiye’nin stratejik silahlar bağlamında mevcut kapasitesi, büyük güçlerin ve bölgesel aktörlerin silah sistemlerindeki gelişmişlik düzeyleri ve sahip oldukları sistemlerin envanterleri ele alınmaktadır. Ayrıca Türkiye’nin silahlanma stratejisini belirleme noktasında teorik altyapının oluşturulması ve stratejik silah kapasitesini nasıl artırabileceği ile ilgili analitik değerlendirmeler de kitapta yer almaktadır.
  • ABD ve İsrail liderlerinin Beyaz Saray'da tüm dünyaya ilan ettiği Kudüs'ü işgal planına Körfez ülkelerinin yaklaşımı konuyu yakından takip edenler için şaşırtıcı olmadı. Hem salonda hazır bulunan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Umman'ın Washington büyükelçileri hem de duyuru sonrası Körfez başkentlerinden yükselen mesajlar hemen hemen birbirine paraleldi.
  • Son zamanlarda Ortadoğu'daki hangi kriz alanına bakılsa Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) bir şekilde doğrudan veya dolaylı olarak yer aldığını görmek mümkün.
  • Suudi Arabistan petrol şirketi Aromco'nun iki rafinerisine yönelik gerçekleştirilen saldırıların üzerinden tam bir hafta geçti. Saldırıyı Husiler üstlendi ancak ABD ve Suudi Arabistan tarafı İran'ı sorumlu tutmaya çalışıyor.
  • Filistin davasına sahip çıkma meselesinin bölgede İran tarafından domine edilmesine fırsat tanımak, Muhammed bin Selman için menfi sonuçlar doğurabilir. İsrail ile işbirliği yaparak bölgesel düzen kurmak ve Riyad’ı bu düzenin kurucu aktörü haline getirmek, çıkışları kapalı karanlık bir tünelde yol almaya benzer.
  • Hiçbir somut başarı hikayesi olmayan Veliaht Selman’ın adının sürekli olarak kriz ve kaoslarla anılması sadece şahsına yazılamaz. Kaşıkçı cinayeti başta olmak üzere yapılan tüm eylemlerde aynı zamanda ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail’in katkısının olduğu ve eşdeğer sorumluluklarının bulunduğunun altı çizilmelidir.