Bu Konuda Daha Fazla

  • Şu basit sorunun cevabını veren hala bulunamadı: Belgeler gerçekse neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?.

  • Maalesef Kılıçdaroğlu yurtdışı güdümlü Erdoğan karşıtlığının yerli taşeronu olmayı liderlik zannediyor..

  • Evet doların ateşini düşürmekte zorlanıyoruz. Ancak bu ekonomik bir krizden değil Sarraf davası benzeri argümanlar kullanılarak yapılan uluslararası siyasi müdahalelerden kaynaklanıyor.

  • 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra Türkiye'de de benzer bir kilitlenme olmuştu ve kasım ayında erken seçim yapılmıştı. Şimdi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçerek ne kadar isabetli bir tercih yaptığımız bir kez daha anlaşılıyor..

  • NATO'nun tatbikat skandalından sonra özür üstüne özür geliyor. Genel sekreterinden rütbeli askerlere kadar NATO yetkilileri hem yazılı hem de sözlü açıklamaları peş peşe sıralayıp Türkiye'den özür diliyorlar. NATO yetkililerine sorsan ittifakın politikalarını yansıtmayan münferit bir durumla karşı karşıyayız. Erdoğan ve Atatürk'ün resimlerini düşman imgesi olarak kullanan personelin işine son vererek 'münferit' sorunu çözebileceklerini düşünüyorlar. Sorun münferit değil, çözümü de o kadar kolay değil. NATO dediğimiz en nihayetinde doğaüstü bir varlık değil. Üye ülkelerin oluşturduğu bir ittifak. Diğer tüm uluslararası kuruluşlarda olduğu gibi haklının değil güçlünün dediği oluyor. ABD, NATO'nun en önemli aktörü, Avrupa ülkeleri ABD'yi dengelemeye çalışıyorlar ama bu konuda çok başarılı oldukları söylenemez. NATO'da sesi çok çıkan ülkelerin Türkiye hakkındaki tutumlarına baktığımızda ortaya düşmanca bir tablo çıkıyor. Türkiye'nin düşmanı olan terör örgütlerine kucak açan, Türkiye'den kaçan suçluları koruması altına alan ülkelerden bahsediyoruz. Dolayısıyla sorun münferit değil, çözümü de bir personeli işten çıkartarak halledilecek kadar kolay değil. Yeni bir dünya kuruluyor, daha güvenlikçi, daha çatışmacı, daha korumacı bir dünya. Tabii ki Türkiye bu yeni dünyada yerini alacak. Ancak öyle anlaşılıyor ki bu sefer 100-200 yıllık müttefiklerinin yanında değil kadim rakiplerinin karşısında yer alacak. ​MÜFTÜ NİKAH KIYDI, KIYAMET KOPMADI İlk müftü nikahı Diyarbakır Besmil Belediyesi'nin düzenlediği toplu nikah merasiminde gerçekleşti. İlçe müftüsü belediyenin nikah memurunun da yardımıyla törende bir çiftin nikahını kıydı. Demek ki neymiş bu kadar tantanaya gerek yokmuş. Müftüler nikah kıyınca kıyamet kopmuyor, Türkiye İran olmuyormuş. Anayasal düzen değişmiyor, erkekler dört kadınla evlenmeye başlamıyormuş. Müftü nikahının ekonomiye de olumsuz bir etkisi yokmuş. Fabrikalar kepenk kapatmadı, şirketler iflas açıklamadı. Milli egemenliğimiz zarar görmedi, terörle mücadelemiz aksamadı. Durum böyle! Peki müftü nikahı tantanası yapanlar ne olacak? Müftüler nikah kıyarsa ülke batar, laiklik elden giden diyenler? Ne olacağı belli; ilk seçimde tekrar muhalefete mahkum edilecekler. NAİM SÜLEYMANOĞLU'NUN ARDINDAN Milli haltercimiz cep herkülümüz Naim Süleymanoğlu vefat etti. Sportif başarıları ve örnek şahsiyeti ile model bir sporcuydu. Özellikle milli sporcularımızın şımarıklıkları ile sık sık gündeme geldikleri bu günlerde kıymeti bir kez daha anlaşıldı. Ancak bu özelliklerinin yanında Türk milletinin zihninde başka özellikleriyle de müstesna bir yere sahip Süleymanoğlu. Bir dönem gerek ulusal gerekse uluslararası boyutta hiçbir şeyin yolunda gitmediği zamanlarda yüz akımız oldu cep herkülü. Kazandığı her madalya özgüvenimizi ayakta tutan, topluma moral veren bir ilaç oldu. Türkiye için başarı namına tek sıradışı gelişme onun zaferleri oldu. Herkes bulunduğu yerde vatana ve millete büyük hizmetler yapabilir. Rahmetli Naim Süleymanoğlu bunu halter kaldırarak yaptı. Mekanı cennet olsun. ​CEVABI BELLİ SORU Zor zamanda yüzünü güldüren cep herkülü Naim Süleymanoğlu'nu unutmayan Türk milleti, ülkesine karşı yabancılarla ittifak eden sözde aydınları nasıl hatırlar?

Toplum ve Medya direktörlüğünün çalışma odakları arasında sosyal politikalar, aile, sağlık, eğitim, şehir araştırmaları ve yönetimi, göç, toplumsal hareketler ve kültür politikaları olup, bu alanlardaki çıktılar hem yönetici elite hem de sivil topluma yöneliktir.