Cumhurbaşkanı Seçimi Oy Pusulası

5 Soru: 24 Haziran’a Giderken Seçim Sisteminde Neler Değişti?

Beş soruda 24 Haziran seçimlerinin Anayasal sonuçları ve seçim sisteminde yaşanacak yenilikler.

  1. 24 Haziran seçimleri için neden “ilklerin seçimi” deniliyor?

TBMM, 20 Nisan’da 381 milletvekilinin oyuyla milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimlerinin 3 Kasım 2019 yerine 24 Haziran 2018’de yapılacağını kararlaştırmıştır. Her ne kadar kamuoyunda erken seçim üzerine çeşitli tartışmalar yapılsa da konuya hukuki açıdan bakıldığında Meclis çoğunluğunun seçimleri yenileme kararı alması Anayasa’nın tanımış olduğu bir yetkidir. 24 Haziran seçimleri gerek içinden geçtiğimiz iç ve dış politik şartlar bakımından gerekse de Cumhurbaşkanlığı sisteminin bu seçimlerin ardından yürürlüğe girecek olması nedeniyle oldukça büyük öneme sahiptir. Türkiye 16 Nisan 2017 halk oylamasıyla 1961 ve 1982 Anayasalarının aksine meşru ve demokratik yöntemlerle hazırlanan bir Anayasa paketini ve yürütme erkinin tek organda toplandığı yeni hükümet sistemini kabul etmiştir.

16 Nisan 2017’de kabul edilen Anayasa değişikliği, halk oylaması sonucu doğrudan yürürlüğe girmemiş, değişikliklerin üç aşamada yürürlüğe girmesi öngörülmüştü. Anayasa değişikliğinin bazı hükümleri referandumun kabulü ile yürürlüğe girerken bir kısım hükümleri seçim takvimin açıklanmasıyla yürürlüğe girmiş, geri kalan hükümleri ise ilk defa TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir arada yapılmasıyla yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Bu çerçevede Anayasa değişikliğinin büyük kısmını oluşturan yeni hükümet sistemine ilişkin asıl hükümlerin yürürlüğe girişi 24 Haziran’da olacaktır. Seçimlerin ardından tam anlamıyla hayata geçecek yeni hükümet sistemi kısaca, yürütme organının yasamaya değil doğrudan halka karşı sorumlu olması ve kanun yapım süreçlerinin bütünüyle Meclisin kontrolüne bırakılması olarak özetlenebilir. Kuvvetler ayrılığı çerçevesinde yasama faaliyetlerinden Meclis, yürütmeden de Cumhurbaşkanı sorumlu ve yetkili olacaktır.

Hükümet sistemi değişikliğinin yürürlüğe girmesinin yanında bu seçimler hem Cumhurbaşkanı ve Meclis seçimlerinin birlikte yapılması hem de partilerin milletvekili seçimlerine ittifak yaparak girebilmeleri açısından ilklere sahne olacaktır. Halk ilk kez aynı anda hem yasama organını yani Meclisi hem de yürütme organını yani Cumhurbaşkanını doğrudan belirleyecektir. 24 Haziran’ı önceki seçimlerden ayrıştıran bu hususlar karşısında seçmen davranışlarının nasıl şekilleneceği de kamuoyu ve siyaset yapıcılar tarafından yakından takip edilecektir.

  1. Seçimlere ilişkin hangi yasal düzenlemeler yapıldı?

24 Haziran seçimlerine yönelik olarak seçimde uygulanacak usul, seçimlerin düzeni ve seçim sistemiyle ilgili bazı yasal düzenlemeler yapıldı. Seçimlere ilişkin yeni düzenlemeler; “seçim ittifakı ve seçim güvenliği yasası” olarak bilinen 13 Mart 2018 tarih ve 7102 sayılı Kanun ile 25 Nisan 2018 tarih ve 7140 sayılı Kanun ile gerçekleştirilmiştir. Bu iki Kanun özetle siyasi partilerin seçimlerde ittifak kurabilmesinin önünü açmış, seçim güvenliğinin ve düzenin korunmasına yönelik tedbirler getirmiş, Anayasa’nın değiştirilen hükümleriyle uyum sağlamayı amaçlamıştır. Diğer taraftan 25 olan milletvekili seçilme yaşı 18’e indirilmiş, bunun yanı sıra belediye başkanlığına, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliği ile muhtarlığa seçilme yaşı da 18 olarak belirlenmiştir.

Ek olarak 24 Haziran seçimlerinde biri Cumhurbaşkanı, diğeri milletvekili seçimi için olmak üzere iki ayrı oy pusulası kullanılacağını ancak pusulaların tek bir zarf içine konulacağını belirtmekte de fayda var. Zira bu düzenlemeyle il genel meclisi, belediye ve muhtarlık seçimleri için birden fazla zarfın kullanıldığı yerel seçimlerde, oy pusulalarının uygun olmayan zarflara konulması sebebiyle yaşanan geçersiz oy probleminin önüne geçilmek istenmiştir. 24 Haziran seçimlerinde oy verme işleminin tamamlanmasının ardından her iki pusula tasnif edilecek ve öncelikle Cumhurbaşkanı seçimi için verilen oylar sayılacaktır.

  1. Seçim ittifakı nasıl işleyecek? İttifak düzenlemesi neleri içeriyor?

13 Mart’ta Meclis tarafından kabul edilen 7102 sayılı Kanun’la mevzuatta bulunan siyasi partilerin ittifak yapmasını engelleyici yasaklar kaldırılmıştır. Hemen belirtelim ki aslında siyasi partilerin ittifak yapmasını engelleyen hükümler mevcut Anayasa’mıza da aykırıdır, ancak bu hükümler Anayasa Mahkemesine götürülememiştir. Partilere ittifak serbestisi getiren bu yasal düzenleme Anayasa’da “demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları” olarak nitelenen siyasi partilerin hareket alanını genişletmesi bakımından olumludur. Ayrıca Kanun’un genel gerekçesinde de belirtildiği üzere daha önceki dönemlerde zaman zaman partilerin fiili ittifaklar kurdukları da görülmüştür. Bu düzenlemeyle seçim ittifakları hukuki bir temele kavuşmuştur.

24 Haziran milletvekili genel seçimi için ittifak yapan siyasi partiler ayrı aday listeleriyle seçime girecek ancak oy pusulasında ittifak çatısı altında ve kendi isim ve logolarıyla yer alacaktır. Kanun’a göre seçmenler oy pusulasında ittifak içerisinde yer alan tercih ettikleri bir partiye o parti için ayrılan bölüme “evet” mührünü basarak oy verebilecektir. Seçmenlerin “evet” mührünü hem ittifaka üye bir parti için ayrılan bölüme hem de “ittifakın unvanı” alanına basmaları halinde veyahut “ittifakın unvanı” alanına taşacak şekilde ittifaka üye siyasi parti bölümüne basmaları durumunda oylar tercih edilen siyasi parti lehine geçerli sayılacaktır.

Bu üç şekilde kullanılan oylar ittifaka üye siyasi partinin münferit oyu olarak kaydedilecektir. Ancak “evet” mührünün ittifaka üye partilerin kendi bölümleri dışında fakat ittifak için ayrılan alanın içine basılması halinde de bu şekilde kullanılmış oylar “ittifakın ortak oyları” olarak kaydedilecek ve geçerli sayılacaktır.

İttifakın ortak oyları ittifak üyesi partilerin tek başlarına aldıkları oy oranına göre üye partiler arasında dağıtılacaktır. Örneğin bir seçim çevresinde (A) ve (B) partilerinden oluşan ittifak içerisinde (A) partisi tek başına geçerli oyların yüzde 30’unu, (B) partisi ise tek başına geçerli oyların yüzde 20’sini almış olsun. Geçerli oyların yüzde 10’unun da ittifakın ortak oyu olarak verildiğini düşünelim. Bu takdirde ittifakın yüzde 10’luk ortak oyunun 6 puanlık kısmı (A) partisine 4 puanlık kısmı ise (B) partisine dağıtılacak, bunun sonucunda (A) ve (B) partilerinin oy oranları sırasıyla yüzde 36 ve yüzde 24 olacaktır.

  1. Milletvekili sayıları nasıl hesaplanacak?

Anayasa değişikliği ile üye sayısı 550’den 600’e çıkarılan TBMM için yapılacak seçimlerde siyasi partilerin, parti ittifaklarının ya da bağımsız adayların elde edecekleri milletvekili sayısı daha önce olduğu gibi “d’Hondt” adı verilen nisbi temsil sistemine göre belirlenecektir. Seçim ittifakı düzenlemesi milletvekili sayılarının hesaplanmasında siyasi partilerin ve bağımsız adayların yanı sıra siyasi parti ittifaklarının da göz önüne alınmasını öngörmektedir. Buna göre ittifakın elde edeceği milletvekili sayısının hesaplanmasında, ittifak yapan siyasi partilerin toplam oyu esas alınarak ittifakın toplam milletvekili sayısı belirlenecek ve ardından bu milletvekili sayısı ittifak yapan siyasi partiler arasında her birinin aldığı oy oranına göre paylaştırılacaktır.

7102 sayılı Kanun’la seçim ittifakı kapsamında yüzde 10’luk seçim barajına ilişkin oldukça önemli bir düzenleme yapılmıştır. Hükme göre yüzde 10’luk seçim barajı ittifaka dahil olacak siyasi partiler için ayrı ayrı değil tüm ittifak için birlikte hesaplanacaktır. Böylece tek başına barajı aşamayan bir siyasi parti, ittifaka dahil olarak (eğer ittifakın toplam oyu yüzde 10 barajını aşarsa) Meclise girebilecektir. Bu düzenlemeyle Meclisin temsil kabiliyeti güçlenmiş ve daha çoğulcu bir Meclisin önü açılmıştır. Getirilen eleştirilerin aksine yeni hükümet sisteminde Meclisin ittifak düzenlemesiyle daha çoğulcu bir yapıya kavuşması, yasama organını daha etkili bir kuvvete dönüştürebilir. Böylece parlamenter sistem tecrübesinde sıkça karşılaştığımız hükümetin kontrolündeki Meclis yapısı yerine gerçek bir kuvvetler ayrılığı sağlanabilir.

  1. Seçim güvenliğine yönelik hangi tedbirler alındı?

7102 sayılı Kanun, seçim ittifaklarının yanı sıra seçim güvenliğine yönelik hükümler de içermektedir. Kanun’la vali veya il seçim kurulu başkanının talebi üzerine Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) seçim güvenliğini sağlamak için sandıkları en yakın seçim bölgelerine taşıtma, sandık ve seçim bölgelerini birleştirmeyle seçmen listelerini karma şekilde düzenleme yetkileri verilmektedir. Bu düzenlemeyle güvenlik koşullarının yeterli olmadığı yerlerde Anayasa’nın 67. maddesinde düzenlenen “seçimlerin serbestliği” ve “gizli oy” ilkelerinin hayata geçirilmesi amaçlanmıştır.

Nitekim YSK 24 Haziran seçimlerine yönelik olarak sandıkların taşınması konusunda valiliklerden gelen talepleri değerlendirmiş, 19 ilin bazı bölgelerinde sandıkların taşınması kararı vermiştir. YSK Başkanı Sadi Güven, 144 bin seçmeni kapsayan sandık taşıma kararının “seçmenin hür iradesiyle sandığa gitmesini” amaçladığını ancak diğer taraftan seçime katılımın düşmesini engellemek için de sandıkların taşınma mesafesi olarak azami 5 kilometrelik bir mesafe ölçütü belirlendiğini ifade etmiştir.

Seçim güvenliğiyle ilgili diğer yasal düzenlemeler şu şekilde sıralanabilir:

  • Seçim sandığının konulduğu bina, yapı ve bunların müştemilatında hiç kimse başkalarının görebileceği şekilde bir siyasi parti veya adaya ait rozetini, amblem veya benzeri işaretleri ya da propaganda amaçlı yayınları taşıyamayacak; yazılı, sözlü veya görüntülü propaganda yapamayacaktır. Maddeye göre bu hükme uymayan kişiler kolluk güçleri tarafından uzaklaştırılacaktır.
  • Seçimin güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçleri hariç, özel güvenlik görevlileri ve belediye zabıtaları gibi görevliler de dahil olmak üzere resmi üniforma ve silah taşıyan kişilerin seçim sandığının bulunduğu yerlere girmeleri yasaklanmıştır.
  • Sandık çevresinde cebir, şiddet veya tehdit kullanarak sandık başı düzenini bozmaya kalkışanlar seçmenlerin ihbarı üzerine gelen kolluk güçlerince sandık çevresinden uzaklaştırılacak ve yasal işlem yapılacaktır. Sandık çevresine gelen kolluk görevlileri sandık kurulunun kararına uymak zorunda olup ihbar sebebi ortadan kalkınca sandık çevresinden ayrılacaktır. Böylece sandık çevresinde düzenin bozulması ve kargaşa yaşanması tehlikesinin önüne geçilmek istenmiştir.

7102 sayılı Kanun’la yapılan bir diğer önemli düzenleme de hastalığı veya engeli sebebiyle yatağa bağımlı olan seçmenlerin oy kullanmalarını sağlamak için YSK’ya seyyar sandık kurulu kurma yetkisinin verilmesidir. Böylece toplumun dezavantajlı kesimlerinin seçime katılımı kolaylaştırılmaktadır.

Etiketler: